GÜNÜMÜZDE ÜÇ BÜYÜK PUT: MASA –KASA-NİSA (Makam, Para, Kadın




Her devrin putları farklı. İnsanoğlu hemen her devirde adam gibi Allah’a (cc) inanmadığı için kendi elleriyle putlar yapıp, tapıyor. “Onların çoğu şirk koşmadan inanmaz” ayeti bu gerçeği açık biçimde ortaya koyuyor. Eskiden Lat, Menat, Uzza ve helvadan yapılan putlar vardı; şimdi putların vasıfları değişti. Şimdilerin en büyük putları “Makam, kadın ve para” olmuş.. Nice “dava adamıyım” diyen insanlar bu üç put önünde eğilip bükülüyor, kılıktan kılığa giriyor. Nice “Mücahit”(!) günümüz putları önünde önce müteahhit, sonra müşahit ve ardından da “her işe müsait” hale geliyor. Halbuki; “Dava adamı, gönül verdiği dava uğrunda kandan-irinden deryaları geçip gitmeye azimli ve kararlı; varıp hedefine ulaştığında da her şeyi sahibine verecek kadar olgun ve Yüce Yaratıcı’ya karşı edepli ve saygılı olmalı” değil mi?

GÜNÜMÜZDE ÜÇ BÜYÜK PUT: MASA –KASA-NİSA (Makam, Para, Kadın)

Her devrin putları farklı. İnsanoğlu hemen her devirde adam gibi Allah’a (cc) inanmadığı için kendi elleriyle putlar yapıp, tapıyor.

“Onların çoğu şirk koşmadan inanmaz” ayeti bu gerçeği açık biçimde ortaya koyuyor.

Eskiden Lat, Menat, Uzza ve helvadan yapılan putlar vardı; şimdi putların vasıfları değişti. Şimdilerin en büyük putları “Makam, kadın ve para” olmuş..

Nice “dava adamıyım” diyen insanlar bu üç put önünde eğilip bükülüyor, kılıktan kılığa giriyor.

Nice “Mücahit”(!) günümüz putları önünde önce müteahhit, sonra müşahit ve ardından da “her işe müsait” hale geliyor.

Halbuki; “Dava adamı, gönül verdiği dava uğrunda kandan-irinden deryaları geçip gitmeye azimli ve kararlı; varıp hedefine ulaştığında da her şeyi sahibine verecek kadar olgun ve Yüce Yaratıcı’ya karşı edepli ve saygılı olmalı” değil mi?

Bu yolun sarp ve yokuş olduğunu baştan kabul edecek kadar rasyonel ve basiretli; Önünü kesen cehennemden çukurlar dahi olsa, geçilebileceğine inanmış ve himmetli olmalı değil mi?

Evet, gerçek dava adamı, uğruna baş koyduğu davanın kara sevdalısı olarak, cânı-cânânı feda edecek kadar vefalı ve geçtiği bu şeylerin hiçbirini bir daha hatırına getirmeyecek kadar da gönül eri ve hasbî olmalıdır.

Ancak ne kadar hazindir ki, Etrafıma, sağıma, soluma, önüme, arkama baktığımda bu anlamda dava adamı görmek imkânsız demeyeceğim ama “böyleleri günümüzde çok var” demeyi de vicdanım bir türlü tasdiklemiyor.

Vicdanımın bunu niçin tasdiklemediğinin sebeplerini saymakla bitiremem. Bunun için herkesin kendi etrafına, sağına, soluna, önüne, arkasına bakarak cevabını kendisinin bulmasını diliyorum.

Büyüklerimiz bir dava adamının önünde “Para, Makam, Kadın” olarak üç büyük virajın ya da daha açık ifadesiyle putun olduğunu beyan etmişlerdir.

Biz bunu günümüz değimiyle, “Kasa, Masa, Nisa” şekline çevirerek kullanıyoruz.

Gerçekten de yaşadığımız hâdiselere baktığımda bu üç büyük put önünde takılıp kalan, iki büklüm olan o kadar çok insan tanıyorum ki…

Bunların içinde;

Elde ettiği küçük bir koltuk için davasını satanları mı sayayım;

Az bir para karşılığı arkadaşlarına ihanet edenleri mi göstereyim;

Önüne çıkan bir kadın için her şeyini mundar edenleri mi hatırıma getireyim;

 

Bunları alabildiğine uzatmak mümkün.

Bundan yıllar önce, “Bre Koltuk Sen neymişsin?” isimli bir hiciv kaleme almıştım.

 

Dava ve dava adamı olmak kavramlarının ortalıkta mebzul bir biçimde dolaştığı günümüzde önemine binaen bu hicvi bir kez daha paylaşmak gereğini duydum.

Bilmem ki sizde benimle aynı düşünceleri paylaşır mısınız?

Bre Koltuk Sen Neymişsin?

Ülke için araç mısın?

 

Sistem için haraç mısın?

 

Renksiz misin elvan mısın?

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Şeytan kimyasından mısın?

 

Hırslar dünyasından mısın?

 

Nefsin hülyasından mısın?

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Dinsizi dindar eyledin.

 

Donsuzlara don peyledin.

 

Ya şu ………. neyledin? (Buraya Müslüman’ı, Ülkücüyü, Alperen’i vs. istediğinizi koyabilirsiniz)

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Kabuk değiştirdi dindar.

 

Koltuk için oldu kindar.

 

Her şeyini etti mundar.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Yanına yaklaşan kişi.

 

Kazık atmak oldu işi.

 

Yok etti kardeş kardeşi.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Koltuk esnafı türedi.

 

Ve üredikçe üredi.

 

Devşirdi sahte kredi.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Hedef Allah için kıyam

 

Dünyaya vermekti nizam

 

Bozuldu içte intizam

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Korunamaz oldu haklar

 

Karıştı siyahla aklar

 

Herkes birbirini haklar

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Ar ve namus bırakmadın

 

Sen de az canlar yakmadın

 

Kalplerden çıkmıyor adın

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Vicdanları ezdin geçtin

 

Namussuzu yoldaş seçtin

 

Tırpan gibi bizi biçtin

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Önce gaye ülkü dedin

 

Sonra dönüp hazmetmedin

 

Müslüman’a az etmedin

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Uğruna adam astılar

 

Her yerde rüşvet bastılar

 

Koltuk delisi hasta var

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Sana konan yamuldu.

 

Liderler hep sana kuldu

 

Hepsi üstüne yumuldu.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Politikacı solladı

 

Rakibi ipe yolladı

 

Hep çıkarını kolladı

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Yalanı iktidar yaptın.

 

Vicdanları ezdin attın.

 

Hilelere hile kattın.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Kavimciler sus-pus oldu

 

Sosyalistin gülü soldu

 

Kapitalist saçın yoldu

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

İlkeciler düştü küme

 

Ülkücüler gitti güme

 

Komünistler bitti mi ne

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Her yerde fırsat kolladın

 

Herkesi işe yolladın

 

Sonra da oyun oynadın

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Koltuk tutkala bulanmış.

 

Gelen giden ona kanmış.

 

Altından çekilmez sanmış.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Uğruna gönül kırdılar.

 

Herkesi hasım yaptılar.

 

Sonra da hava attılar.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Partiler seni sayıklar.

 

Başkan hasmını ayıklar.

 

Atar çelmeler, ayaklar.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Geldik sona vurdu hazan

 

Nerde iman, nerde izan

 

Etrafı sardı kötü zan

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Dışı hoş gör içi de hor

 

Doğru olma zorlardan zor

 

İçinden zulüm damlıyor

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Dava diyen sus-pus oldu.

 

Kardeşliğin gülü soldu.

 

Hakikatler saçın yoldu.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Prensipler düştü küme.

 

Dava diyen gitti güme.

 

Hakikatler bitti mi ne?

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Koltuk için haram yemek

 

Ar ve namus da ne demek

 

Yüzler kızarmamak gerek

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Hızlandı çete yarışı.

 

Makamlar bozdu barışı.

 

Koltuk nefsin kabarışı.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Dört ayaklı hayvan mısın

 

Toplumusun yayvan mısın

 

Renksiz misin elvan mısın

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Makamı baki sandılar

 

Küçük şeylere kandılar.

 

Dünya deyip aldandılar.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Hileyle başa geldiler.

 

Hakkımız deyip yediler.

 

Şimdi dava bu dediler.

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

İdareci oldu elit

 

Sıkıysa sen yanına git.

 

Kalmadı içinde yiğit

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Zeminin yalanla dolmuş

 

Doğrunun renkleri solmuş

 

Ayrılmak tek çıkar yolmuş

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Önceleri dava idi

 

Getirdiler ticareti

 

Harcadılar emareti

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Geçer akçe Makam oldu

 

Kafa ile kalbe doldu

 

Bütün ölçüler kayboldu

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Millet tiksinirdi bundan

 

Koltukçu düşer formundan

 

Seçim göründü ufkundan

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Görmez oldu gönül gözü

 

Soldu hak olanın yüzü

 

Dertli Selim’in son sözü

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Bre koltuk sen neymişsin!

 

Selim Çoraklı


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları



Futbol Ligleri Puan Tablosu





sanalbasin.com üyesidir