En Üst / Manşet / Özel Haber

Süleymancılar`ın Erdoğan Düşmanlığı nereden geliyor

İktidara geldiği 2002 yılından günümüze kadar her inanç kesiminin önünü açan, baş örtüsü sorununu çözen, imam hatiplere ve Kur'an kurslarına yeniden hayat veren , devletten ve bürokrasiden dışlanan muhafazakar insanlarla devleti tekrar barıştıran Erdoğan ile yıldızları bir türlü barışmayan

Süleymancılar'ın Erdoğan Düşmanlığı nereden geliyor



İktidara geldiği 2002 yılından günümüze kadar her inanç kesiminin önünü açan, baş örtüsü sorununu çözen, imam hatiplere ve Kur'an kurslarına yeniden hayat veren , devletten ve bürokrasiden dışlanan muhafazakar insanlarla devleti tekrar barıştıran Erdoğan ile yıldızları bir türlü barışmayan Süleymancıların, hiç bir seçimde Erdoğan'ı desteklememesi ve önümüzdeki referandumda da "hayır" oyu kullanacağının mensuplarına hissettirilmesinden sonra gözler tekrar bu gizli ve sinsi yapılanmanın üzerine çevrildi.

Son yüzyılda, insanların inançlarını siyasal bir güç elde etmek amacıyla kullanan bu tür gizli yapılanmaların, neredeyse tamamına yakınının uluslararası istihbarat örgütlerinin kuklası haline geldiğini artık herkes biliyor.

15 Temmuz hain darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PYD terör örgütünün de, tüm dünyadaki bu sinsi ve derinden yapılanmasının arkasındaki en büyük güç odağının CIA ,MOSSAD ve AB ülkelerinin istihbarat örgütleri olduğu artık tamamen gün yüzüne çıkmış durumda.

Peki sizce insanlara müslümanlığı ve İslamı anlattığını ifade eden bu yapılanmanın, kendi içerisindeki sözüm ona dini sohbetleri esnasında Erdoğan'ı yerden yere vuran eleştirilerini başka türlü nasıl açıklayabilirsiniz ?

Erdoğan'ın ehl-i sünnete aykırı hareket ettiğini hangi gerekçelerle izah edebiliyorsunuz ?

Peki imam hatiplerin önünün açılmasından, başörtüsü yasağının kalkmasından neden rahatsız oluyorsunuz ?

Yoksa başörtüsünü serbest bırakmak, devlet okullarında öğrencilere Peygamberimizin hayatını anlatan dersler koymak Ehl-i Sünnete aykırımı sizce?

Veyahutta insanlara gerçek İslam'ın öğretilmesi sizin insan pazarınızdaki payınızı mı küçültüyor ?

Yoksa imam hatiplerden yetişen ve gerçek İslamı öğrenen insanlara şeyhlerinizin kerametlerini mi yutturamıyorsunuz ? Bu mu sizleri rahatsız ediyor ?

Günümüz Türkiyesinde onlarca cemaatin var olması ve bu cemaatlerin üst kademe yöneticilerinin İslami tebliğinden çok ticari hayatları ve holdingleşme süreçleriyle anılması, bu cemaatlere olan saygı ve güveninde sarsılmasına neden olmuştur. Süleymancılar ikinci FETÖ olma yolunda mı?
Günümüz Türkiyesinde onlarca cemaatin var olması ve bu cemaatlerin üst kademe yöneticilerinin İslami tebliğinden çok ticari hayatları ve holdingleşme süreçleriyle anılması, bu cemaatlere olan saygı ve güveninde sarsılmasına neden olmuştur.

 

YOKSA MENSUBU OLDUĞUNUZ CIA SİZE ÖYLE TALİMATLAR MI VERİYOR ?

YOKSA SİZLER İÇİN ÖNEMLİ OLAN HAK'TAN ÇOK CIA 'A HİZMET ETMEK Mİ?

Bir hadis günümüz bazı cemaatlerini ne güzel de ifade ediyor: ”İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, avam halk Kur’ân okuyacak, ibadete kendini verecek (fakat) bid’at ehlinin işleri ile meşgul olacaklar; hissetmedikleri yerden şirke sapacaklar. Söz ve ilimleri vasıtasıyla rızık elde edecekler, dini alet ederek dünyalık edinecekler.İşte bir gözü kör deccalin avanesi bunlardır”(Râmûz-u l Ehâdîs, Hadîs No: 6255)

Sizlerin CIA kontrolüne girdiğini biz söylemiyoruz, yıllarca sizlerin içinde yaşamış, Kemal Kacar adlı eski liderinizin bir çok iltifatına mazhar olmuş , emekli bir subay anlatıyor:

Hayrullah KARADENİZ 12.Eylül.2016 tarihinde bakın cemaatiniz için neler yazmış:

BİR MEVTANIN ARDINDAN 

Müntesibi olmanın şükründen aciz olduğum, Süleyman Hilmi TUNAHAN (KSA) Efendi Hazretlerinin irtihalini (1959) müteakip, O’nun dini hizmetlerinin tezahürü olan talebelerini ve bağlılarını bir araya getirerek, Kur’an Kursları Federasyonu unvanı altında teşkilatlandırıp, kamuoyunda Süleyman Efendinin Talebeleri-Süleymancılar (Süleymanlılar) olarak bilinen dini cemaatin meydana gelmesine vesile olan ve vefat ettiği 2000 yılına kadar cemaati idare eden Rahmetli Kemal KACAR (TUNALI) Beyefendinin, hasbelkader yakınında bulunup, zaman zaman zahiri iltifatına mazhar olmuş bir kişi olarak, ondan sonra 16 yılı aşkın cemaatin başında bulunan Ahmet Arif DENİZOLGUN’un 08.Eylül.2016 tarihindeki ani vefat haberinin siyasi ve dini çevrelerde, ölümü ve cemaatin geleceği konusunda şüphelere itmesi dolayısıyla, şahsımda bir emanet olarak bulunan bilgiyi, mühim bir vazife olarak, kamuoyu ile paylaşmayı uygun buldum.

Bütün menfaat odaklarından bağımsız ve irtibatsız olarak, 1982 yılında Rahmetli Kemal Bey Ağabeyimiz tarafından şahsıma tevdi edilen bu emaneti, zamanı geldiği düşüncesiyle ortaya koymaya karar verdim.

Maksadım, başka bir cemaatin derin güçler ve “Hain Üst Akıl” tarafından nasıl “FETÖ” terör örgütüne dönüştürüldüğünün ortaya çıktığı böyle bir zamanda, 16 yıldır aynı güçler tarafından kontrol altında tutulduğunu bildiğim bu temiz cemaatin, başka bir “Şer Odağı” haline gelmesinin önüne geçilmesinde, Devletimizin başında bulunan siyasi güç sahiplerine ve varsa aklı başında cemaat yöneticisi konumundaki hocalarımıza (Her bir şeyi keramete yormadan hareket etmelerini dileyerek), kendilerinde var olan bilgilere ilave olarak bendeki bu emanet bilgiyi de sunmak suretiyle dini ve milli bir hayra hizmet etmektir.

Tarih Haziran (21?)1982, Yer Fazilet Han-Sultanahmet: O tarihte Ardahan’da görev yapmakta olan Yüzbaşıyım. Oniki Eylül darbesinin üzerinden henüz iki yıl geçmemiş, yurt sathında birçok Ku’ran kursu ve öğrenci yurtları kapalı, darbe iktidarı cemaatin bütün mülküne el koymanın peşinde kararname hazırlamış, cemaat yöneticileri -başta Kemal KACAR Bey Ağabeyimiz olmak üzere- Antalya’da tutuklu olup idamla yargılanıyorlar. Bir vesile ile İstanbul’a gelmiştim. O günkü şartlarda iletişim imkanları zayıftı.

Cemaate ait Fazilet Neşriyatın Sultanahmet’teki merkezine geldim. Kemal Ağabeyin cezaevinden tahliye edildiğini orada öğrendim. Birkaç gün önce serbest kalmış. Fazilete gittiğimde de oradaki ofisindeymiş. Geldiğimi haber verdiler, hemen kabul etti. Hizmet eden kişilere “Hususi görüşmemiz var rahatsız etmeyin!” diye talimat verdiler.

27 Yaşında genç bir subaydım. Böyle büyük bir zatın benimle görüşecek hususi ne meselesi olabilirdi? Cemaat mensubu 7-8 muvazzaf subaydan biriydim. O gün orada benim bulunmam bir tevafuk muydu? Kemal Bey Ağabeyimiz 1973 yılında mezun olup Tğm. olduğumuzdan itibaren benimle ve benim gibi subay olan diğer arkadaşlarımızla yakından ilgilendiğini biliyordum.

Kur’an kursundan mezun bir talebesiyle (Rahmetli Zevceleri Bedia Ablamızın Talebesi) evlenmeme vesile olmuş, birçok mecliste “Bu kardeşimizi ben evlendirdim” buyururlar, bizimle iftihar ederlerdi. Ama bu durumla ilk defa karşılaşıyordum.

Asrın Mürşidine evlat ve talebe olmuş, şahsen birçok kerametlerine şahit olduğum, tarihi ve manevi bakımdan büyük bir zatın karşısında olduğumun şuurundaydım. Hususi meselelerin istişare edileceği bir olgunlukta olduğumu düşünmüyordum. Asker olmam dolayısıyla bu konuya muhatap olduğumu düşündüm. Ne de olsa devir askerlerin devri idi. Tahmin ettiğim gibi de çıktı.

Bu Sırrımı Ben Hayattayken Kimseye Söylemeye Mezun Değilsin: Ağabeyimiz söze şöyle başladı; “Seninle bir sırrımı paylaşacağım. Bu sırrımı cemaatte H.Kumaş da dahil (O zaman Cemaatin iki numaralı idarecisi –Naib- idi) paylaşacak kimsem yok” buyurdu. İstihbaratın (MİT o zamanlar ve yakın tarihe kadar CIA’in küçük bir şubesi durumundaydı) kendisini cezaevinde bir anlaşmaya zorladığını, kendisinin de bu anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığını belirtti. (O günleri yaşayanlar, 27 Mayısın ünlü anayasa profesörü CHP Senatörü Muammer AKSOY’un Kemal Bey ve Cemaat hayranlığı(!) ile Ağabeye fahriyen avukatlık yaptığını iyi bilirler.

Kemal Ağabey bir şey söylememekle birlikte bendeniz irtibatın bu yolla kurulduğunu düşünmekteyim.) Kemal Bey Ağabeye iki durumdan birini tercih etmesi teklif edilmişti. Ya Kendisi ve 16 İdareci-Hoca arkadaşı ortadan kaldırılacak ve Cemaatin bütün mülküne el konulacak; Ya da cemaatin tasfiyesi ve askeri idarenin emrine girmesi için idare ile işbirliği yapılacaktı. Eğer bu anlaşma sağlanırsa “Amerika veya Türkiye’de” en yüksek seviyede imkanları haiz bir dünya hayatı garanti edilecekti.

Kendi mescidi dırarlarında cuma namazı kılmaya devam eden Süleymancıların nasıl bir sapkınlık içinde olduğuna dair basına yansıyan bir vaizin skandal sözleri tepki topladı. Süleymancılar'dan skandal vaaz: 'Alihan Kuriş'i nebi ilan ettiler!'
Kendi mescidi dırarlarında cuma namazı kılmaya devam eden Süleymancıların nasıl bir sapkınlık içinde olduğuna dair basına yansıyan bir vaizin skandal sözleri tepki topladı.

 

Büyük miktarda para da teklif ediliyordu. Kemal Ağabey; “Ben bu anlaşmaya gönülden nasıl evet derim. Ama kabul etmediğim taktirde bu kişiler söylediklerini yapacak güçte ve kararlıktalar. Bu sebeple anlaşmayı kabul ettim ve bu şekilde tahliye edildim.

Diğer arkadaşlarımız da serbest kalacaklar. Bundan sonra artık bu anlaşma çerçevesinde neyi ne kadar ve nasıl yapabileceksek öyle olacak.” Nitekim de öyle olmuştur; H.KAPLAN Hoca Efendinin ve daha nicelerinin 2000’e kadar cemaatten tasfiyesi, Kemal Ağabeyin (Sahte Şeyh olarak İstihbaratın elinde koz olması bakımından) “Dört Genç Kadın”la evlenmesi, yakın çevresinde (H.Ş.) ve (A.B.)vs. gibi MİTÇİ oldukları bilinen kişilerin, G.K. ve H.E. gibi cemaat yapısına uymayan süfliyatın bulunması hep bu sebepledir.

1988 yılında Ordu’dan istifa edip İstanbul’da cemaat şirketlerinde çalıştığım dönemlerde defaatle Kemal Bey Ağabeyimiz bu anlaşmayla ilgili durumu tarafıma teyit etmiş, her vazifeden alınıp cemaatten tard(!) edilen nice hocalarımıza ”bu sırrı” paylaşmadan moral destek amaçlı ziyaretlerim de onun bilgisi dahilinde olmuştur.

Yıl 2003, Ben KİPTAŞ’ta Yöneticiyim, JİTEM’den Davet Aldım: Hatıra yazmak gibi bir alışkanlığım yok maalesef, bu sebeple gün olarak tarihi hatırlamıyorum. 2002/2003 kış mevsimiydi. J.Gn.K.lığından olduğunu söyleyen bir J.Subayı (S.Ö.) beni arayarak, görüşmek için randevu istedi. Eski asker olmam dolayısıyla telefondaki kişi bana “Komutanım” diye hitap ediyordu.

O günler AK Partinin yeni iktidara geldiği günlerdi. İktidar-Asker ilişkileri son derece gergin idi. Beklenmedik bu telefonun arkasındaki gerçeği daha iyi anlayabilmek için, “Devlet ayağa gelmez, ben devlete giderim” gerekçesi ile reddederek, görüşmek için kendim gelebileceğimi söyledim. (S.D.) isimli arkadaşımla Ankara’ya hareket ettik. Güvercinlikte ana bulvar üzerinden bir araçla alındım. JİTEM’in karargahındaydım.

Özetle beni araştırdıklarını (Süleymanlı olduğumu, eski asker olduğumu bildiklerini) söyleyerek, Devletin benim hizmetime ihtiyacı olduğunu belirttiler. Devletimiz için her hizmete amade olduğumu ifade ettim. Özetle şöyle bir muhabere geçti aramızda; İrticaın (AK Partiyi kastederek) devleti ele geçirmekte olduğunu, özellikle İstanbul Belediyesinde İrticaı içeriden kontrol edecek eleman bulmakta zorluk çektiklerini, benim Süleymanlı cemaatine mensubiyetimi bildiklerini, zaten cemaatin başındaki Ahmet Arif Denizolgun’un kendileri ile birlikte çalıştığını, cemaatin bu haliyle devletin(!) himayesinde olduğunu ifade ederek, kabul etmem halinde İBB’de beni önemli bir makama getirebileceklerini söylediler. Ben de kendilerine, Komutanınıza söyleyin (Org. Şener Eruygur), eğer sivil iktidarın emrine tabi olursa kendisinin Gn.Kur.Bşk. yapılması için Başbakanla görüşebileceğimi söyleyerek tekliflerini reddettim. Dönüşümde birkaç ay geçmeden-çok yakın dostum ve kardeşim(!)- KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet YILDIRIM tarafından manidar bir şekilde görev alındım. 

Yıl 2010 Balyoz Davası Sanığı Org. Çetin Doğan Savcıya İfade Veriyor: Savcının darbecilikle suçlamasına “Darbeci General” Çetin Doğan’ın İnternete düşen ve daha sonra internetten kaldırılan ifadesinde; “Ne darbesinden bahsediyorsunuz, biz ne yaptıysak Devleti irticadan korumak için yaptık. Mesela hani şu Süleymancılar var ya, onların Kemal KACAR isimli başları vardı. 12 Eylülden sonra Onunla anlaştık. Fakat biz onu idare edelim “Adam Kurt Politikacı Çıktı” Demirel’i, Özal’ı araya koyarak O bizi idare etmeye kalktı. Sonra onu bir şekilde saf dışı bırakıp yerine Ahmet’i (geçmişini temizleyerek) getirdik. Bu (Cumhuriyeti Korumak ve Kollamak) asker olarak bizim asli görevimiz.” Diyor. İşte Ahmet Bey Ağabeyimizin acıklı hikayesi. En son şüpheli ölümü üzerine şimdi aynı merkezler, Alihan KURİŞ üzerinden aynı düzeni devam ettirmek mi istiyorlar? Orası artık yakın tarihte Hakan FİDAN’la millileşmekte olan Milli İstihbarat Teşkilatının işi. Devlet, herhalde, 15 Yıllık AK Parti düşmanlığının arkasında Kasımpaşa’daki Gecekondu Kurs Binasının yıkılmasının olmadığını biliyordur. Cemaatin safdil mensupları bilmese ve anlamak istemese de. Rahmetli Kemal Ağabeyin soyadına TUNALI ekini almasının hikayesini ise başka bir yazıya bırakalım.

FETÖ İLE İŞBİRLİĞİNDE

Suçüstü yakalanan Ahmet Beyin ani vefatı eğer tabii bir ölüm ise bu cemaatin geleceği için bir fırsattır. Gerek Alihan Bey gerekse cemaatin özel görevli olmayan idarecileri bu gidişe dur demezlerse, FETÖ’ye uygulanan muamelenin kendi başlarına da gelebileceğini hatırdan çıkarmamalıdırlar. Mehmet Beyazıt DENİZOLGUN Beyefendi şahsi mirasına sahip çıkmak (Ahmet Beyin Resmi Varisi olarak, Misafirhane, Ahmet Beyin üzerine kayıtlı Beytül Mala ait Tereke) ve Kardeşinin şahsına ve Cemaate karşı yaptığı haksızlık ve zulümlere dur demek için bugün ortaya çıkmayacaksa ne zaman ortaya çıkacaktır. Üstelik 15 Temmuz kalkışmasında duvara toslayan derin (hain) güçler de tüm güçlerini kaybetmişken! 

Hayrullah KARADENİZ (12.Eylül.2016 BEYKOZ)

Bu yazının yazarı, kırk yılı aşkın süredir bu camianın içerisinde bulunan Hayrullah Karadeniz,giriş bölümündeki yazımız ile ilgili bir kaç konuda tashihat yapmak ihtiyacı hissetti. Bu konudaki tashihatları şu şekilde:" Bize Süleymancı denilmesinden haz etmeyiz peşinen muhalif olduğumuz düşünülür, Süleymanlı denilebilir. Süleyman Efendi Son mürşüdimizdir. Cemaat için ondan sonra şeyh-mürşit yoktur, İdareci vardır. O yüzden idarecilere Abi denir. Kemal Abinin soyadı KAÇAR değil KACAR(Türk Boyu)dır. İranda Kacar Hanedanı hükümran olmuştur. Cemaat RTEye düşman değildir. Yeni yetmeler öyle yönlendirildi Taban %50 nin üzerinde RTEyi sever."

Hayrullah Karadeniz beyin bu açıklamalarını bu şekilde yayınladıktan sonra , yine bu açıklamalarında bahsettiği ve "yeni yetmeler" olarak değerlendirildiği hatta ve hatta diğer bir açıklamasında da "Ben bu yeni yetmelerin çok ağır küfür ve hakaretlerine maruz kalıyorum. Eski hocalarımız bundan rahatsız. Cemaat işgal altında maalesef" şeklinde korkunç bir gerçeği de deşifre etmiş oldu.

Hayrullah Karadeniz'in bu son açıklamalarını adeta teyit eden çok yoğun bir gün yaşıyoruz..

Haber sitemizde yaptığımız bu haber, sosyal medyada çok büyük bir ilgi görerek binlerce paylaşım rakamlarına ulaştı. Halkın çok büyük bir kesimi bu yazımızı beğenirken, beklenildiği gibi Süleymancı (Süleymanlı değil) kesimden çok büyük tepkiler aldı.

Hayrullah Karadeniz'in bahsettiği cemaati ele geçiren yapı ve ele geçirilen bu cemaatin yetiştirdiği "yeni yetmeler" sosyal medya ve mailler ile tarafımıza yüzlerce tehtit ve hakaret mesajları gönderdiler.

Hatta ve hatta ağıza alınmayacak küfürlerle bu kutsal cemaatlerini savundular.

Bir kaç YENİ YETME Süleymancı ise, bizleri (haşa) Allahsız ve Kitapsız ilan etti.

Adeta İslam'dan ve Müslümanlıktan bu Süleymancılar tarafından aforoz edildik.

Değerli yazarımız Sabri Özcan bu durumu çok güzel özetledi : "Cemaate üç beş kuruş yardım yaparsan seni tekrar Mü'min ilan ederler."

Süleymancıları işgal ederek ele geçiren bu Süleymancıların yetiştirdiği küfürbaz nesil için bir iki örnek vereceğiz. Karar ferasetli halkımızın olacak ve bu kesimlere yaptıkları her türlü yardımlarla nasıl bir neslin yetişmesine vesile olduğunu anlayacak.

 

 

 

 Bu arada Süleymancılar tarafından maruz kaldığımız bu tehtit ve hakaretlerden dolayı bizlere desteklerini ileten "Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Derneği (UYGAD)'a teşekkürlerimizi sunuyoruz.




Bu haber 29.03.2017 09:37:23 tarihinde eklenmiştir.


Haber Kaynağı : www.avamhaber.com özel haberi

Okuyucu Yorumları

Haber Gezintisi

  • ABD'den Kerkük şakası

  • Rusya'dan Kerkük açıklaması

  • Ders dışı etkinlikler çocukların hayatını yönlendiriyor

  • SİNEMA TARİHİNİN REKORTMEN FİLMLERİ BELLİ OLDU

  • Ersun Yanal'a kemençeli tepki

  • Arabistan'dan ABD'ye İran desteği

  • MTV ve Gelir vergisi artışı sonuçlandı

  • Üniversite Sınavı (YKS) sürecinde adayları neler bekliyor?

  • Hamas ile Fetih anlaştı

  • Sancak'ta Türk Yatırımlarının Artırılması İçin Çalışıyoruz

  • Ne demek istiyorsun açıkla !

  • Dolar ve Euro düştü, borsa coştu

  • İletişim kanalları açık

  • Erdoğan, Kırım Tatar Toplumu Temsilcilerini Kabul Etti

  • Metin Topuz itiraf etti

  • Metin Topuz'un 21 yıllık sırrı ne?

  • İşte skandal kararın perde arkası!

  • Almanya'yı bölünme korkusu sardı

Benzer Haberler



Futbol Ligleri Puan Tablosu


sanalbasin.com üyesidir