“ADALET” SOKAKTA ARANMAZ




Berberoğlu'nun tutuklanmasının ardından CHP, Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı, toplantı sonrasında Kılıçdaroğlu kısa bir açıklama yaptı. Açıklaması boyunca FETÖ’nün kullandığı dil ve üslubu kullandı. Daha sonra da utanmadan sıkılmadan ADALET diyerek Güven Park’tan İstanbul’a kadar sözde “adalet yürüyüşü” yapacaklarını ifade etti. Peki Kılıçdaoğlu’nun adalet gibi masum bir kavramın arkasına sığınarak başlattığı sürecin arka planı neydi, ne yapmaya çalışılıyordu? Kılıçdaoğlu’nun çağrısında “sokak/yürüyüş” göndermesinin olması “adalet” kavramı arkasında başka dolapların döndüğünü düşünmemiz için yeterliydi.

“Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla açıklamak" suçundan hüküm giyen biri vardı ortada. MİT tırlarının FETÖ organizasyonu neticesinde basılması ve MİT görevlilerinin adeta aşağılanırcasına bir muameleye maruz kalması hiçbir Türkiye vatandaşının kabul edemeyeceği bir vakadır. Bu vaka ülkemizin namusuna uzanan namahrem elidir. Bu süreçte Türkiye’nin DAEŞ’e yardım yaptığı algısı oluşturulmak istenmiş ve son 5 yıldır Türkiye’ye kurulmak istenen kumpas süreci başlatılmıştı. Oysa Türkiye DAEŞ kurulduğu ve ortaya çıktığı andan itibaren bu örgütü terör örgütü olarak kabul etmiş bir ülkeydi. İlerleyen süreçlerde de DAEŞ’e yönelik en etkili operasyonları yapan, binlerce DAEŞ’liyi etkisiz hale getiren Türkiye idi. DAEŞ’in en büyük mağduru da Türkiye idi. Yaptığı bombalı eylemlerle, katliamlarla İstanbul Ankara, Gazi Antep gibi birçok yerde yüzlerce insanımızın hayatına mal oldu DAEŞ. Düğün evlerinde dahi katliam yaptı. Hal böyle iken ahlak ve izandan yoksun birileri Türkiye ile DAEŞ’i aynı kefeye koymaya çalıştı.

Oysa hepimizin bildiği üzere DAEŞ’in ortaya çıkmasından sorumluyuz diyen bir İngiltere eski başkanı Blair vardı. Almanya dışişleri bakanı Gabriel de bunu itiraf etmişti. ABD başkanı Tump ise DAEŞ’in kuruluşundan Obama’yı sorumlu tutmuştu. Türkiye’ye iftira atanlar neden bu gerçekleri görmüyordu?  65 civarında ülkenin mücadele ettiği DAEŞ’i bitirmek için her ülke Türkiye’nin verdiği mücadeleyi vermiş olsaydı şimdi DAEŞ diye bir örgütün tozu dahi yeryüzünde kalmazdı. Türkiye’nin DAEŞ’e yardım ettiğini iddia etmek akılsızca, ahlaksızca bir iftiradan başkası değildi. Buradaki amaç Türkiye’yi hukuki ve askeri açıdan dış müdahaleye açık bir ülke haline getirmekti. Ne yazık ki Türkiye içinden de FETÖ piyonu bir kitle bu tezi savunuyordu. Ama başaramadılar. Türkiye bu adi ithamların amacına ulaşmaması sonrasında gelen 15 Temmuz darbe teşebbüsünü bertaraf etti. Millet bütünleşerek tüm şer lobilerine gerekli cevabı verdi. Üst Akıl ve maşalarının hevesleri de kursağında kaldı. Şu an Kılıçdaroğlu ve yandaşlarının kullandığı dil tamamen FETÖ’nün tezlerine hizmet ediyor. “Kontrollü Darbe” ifadesinden tutalım da sözde yasal olmayan yollardan silah sevkiyatı yapmaya kadar tamamı FETÖ tezlerinin bir parçası. “Kontrollü Bir Kir” sızıyor bazılarının ağzından.

Oysa herkes biliyor ki ABD tonlarca silahı PYD/YPG/SDG’ye teslim ediyor. Terörü besliyor. Binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen Türkiye’yi dara düşürmek için bunu yapan ABD’ye tek laf edemeyenler Türkiye’nin Suriye Türkmenlerine yaptığı silah yardımını engellemeye çalışıyor. Sanki farklı ülkelerin istihbaratları tırlarında, uçaklarında çerez/çocuk oyuncağı taşıyor. Türkiye gibi her yanı risk unsurlarıyla çevrili olan bir ülkenin sosydaşlarının, devletinin ve milletinin menfaatlerini korumaya çalışmasından daha anlaşılabilir ne var? Kılıçdaroğlu ve FETÖ’nün burada yapmaya çalıştığı şeyin muhalefetle falan ilgisi yok. Adalet ve muhalefet ihanet sınırlarının içinde aranamaz. Amerika Birleşik Devletlerinde başkan olduğu günden beri Trump, Rusya ile bazı bilgileri paylaşmakla, görüşme yapmakla suçlanıyor. Trump için yargı yolu açılmaya çalışılıyor. Bir nevi devlet politikasına zıt hareket ettiği gerekçesiyle azledilmek isteniyor Trump.  Her ne kadar Trump, bu iddiaları reddetse de konu onun başını ağrıtmaya devam ediyor. ABD derin devleti bir başkanı dahi “Bizim güvenliğimizi riske atamazsın.” diyerek uyarıyor.  Küresel çapta durum böyle iken, Türkiye’nin kendi sınırlarını, soydaşlarını, milletini, vatanını korumak adına adımlar atmaması beklenemez. Bu adımlar devletin mahremidir. Devletin mahremlerini hiç kimse kendi özel hayatıyla ilgili bilgileri açıklıyor gibi açıklayamaz. Oyun oynamıyoruz. Türkiye’yi ve Türkiye vatandaşlarını yemek üzere aç tilkiler gibi cephe almış devletlerin bulunduğu bir konjönktürde, Türkiye’nin sırlarını ifşa etmek alçaklıktır, ihanettir. Bunun başka açıklaması yoktur.

Berberoğlu davası ile ilgili zihnimizi kurcalayan şey şudur: Mahkeme Berberoğlu ile ilgili kararı vermiş olmasına rağmen aynı dava kapsamında yargılanan hain Dündar ve Gül ile ilgili dosyayı ayırmış ve onlar hakkında karar vermemiştir. Dışarıdan bakıldığında Dündar ve Gül hakkında karar vermek daha kolay ve deliller sabit iken neden öncelikle Berberoğlu hakkında karar verilmiş ve diğer isimler bekletilmiştir. Buradaki hukuki süreci/gayeyi millet ve mahkeme değerlendirebilir. Yorumu millete bırakıyoruz. Berberoğlu’nun tutuklanması sonrasında Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin verdiği tepki bizi çok ince düşüncelere itmiştir. Bilindiği üzere FETÖ son zamanlarda yargıdaki ve bürokrasideki kriptoları eliyle bilerek millete zulmetti. Bilinçli adaletsizler meydana getirmeye çalıştı.  Toplumsal adaletsizlik algısı oluşturulmak istendi. Dümende yine FETÖ vardı bu süreçte. Gezi olaylarındaki tahrik edici müdahalelerin farklı yansımalarıydı bunlar. ÖSYM’nin 15 dakika kuralından tutalım da damat kararlarına kadar birçok fırıldak dönüyor ortalıkta. Bu olayların FETÖ bağlantısı var mı yok mu araştırılabilir ama bu kararların toplumda mağduriyet meydana getirdiğinden, adalete olan güveni zedelediğinden kimsenin şüphesi yok. “Birileri 25.000 kişiyle saraya yürürüz.” konsorsiyumunu harekete geçirmeyi umuyor. Kılıçdaroğlu da bu konsorsiyumun amigoluğunu yapıyor.

Kılıçdaroğlu’nun Berberoğlu’nun tutuklanması sonrasında verdiği tepki Türkiye’de dönen adaletsizlik fırıldaklarının nihai hedefini gösterdi. ADALET. Vatandaşların bilinçaltında ciddi bir adaletsizlik fırtınası estirildi ve adalet beklentisi oluşturuldu. Adaletsizliklerin kasten yapıldığına inanmak için neden çok. Şimdi ADALET gibi masum bir kelime üzerinden millet kaosa sürüklenmeye çalışılacak. Milletin bu kripto söylemlere/planlara itibar etmemesi gerekir. Özellikle şunu bilmenizi isterim: Ülkemizde bürokratik ve yargısal ADALETSİZLİKLER yaşandığı aşikar. Ama bunlar da zaten bir taktiğin  parçası. Bir ülkenin namusunu ilgilendiren bilgilerin ifşası ve ülkenin dünyaya sözde şikayet edilmesi namertliktir. Alçaklıktır. Bu alçak fiile karşı devletin yargı iradesiyle yaptırım uygulaması, milletinin namusuna sahip çıkmaktır. Bu yaptırım ADALET'in ta kendisidir. ADALET'in icra edildiği karara karşı ADALET yürüyüşü olmaz. Daha bir kaç gün önce Şehit öğretmen Aybüke'yi kaybettik. Neden yürümediler onun için? Neden haykırmadılar onun için? Bugün mahkemelerde hâlâ 28 Şubat döneminden beri tutuklu olan masumlar var. CHP hiçbir zaman 28 Şubat mağdurlarının hakkını savundu mu? Onlar için vicdanen harekete geçti mi? 2008 yılında milletin teveccühü ile iş başına gelen bir iktidar partisi kapatılmak istendi. CHP  o günlerde neredeydi? Milletin savcıları, milletin mahkemeleri karar veriyor. Saygı duymalıyız, dedi. Şimdi ne oluyor CHP, bugün ne oluyor Kılıçdaroğlu? Mahkemeler milletin, savcılar milletin. Mahkemeler kararlarını yine millet adına veriyor. Bu hazımsızlık niye?

Millet olarak her türlü tuzağa ve oyuna hazır olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Sn Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği üzere FETÖ hücreleri hâlâ aktiftir. Oyun içinde oyunlar sergilenmektedir. Nereden gelirlerse gelsinler ama bilelim ki gayeleri “adalet” falan değil. Dün FETÖ nasıl ki “himmet/hizmet/hicret” kavramlarını suistimal ettiyse bugün de FETÖ ile aynı dili kullananlar “adalet” kelimesini suistimal ediyor. Gerçek niyetlerinin kaos ve kakafoni olduğuna inanmaktayım. Türkiye ekonomisi % 5 büyüdü/borsa zirve yaptı. Tabi bu birilerinin gözüne battı. Son beş yıldır prangalamaya çalıştıkları Türkiye, bir türlü önlenemiyor. Numan Kurtulmuş bir açıklamasında,  Gezi olayları/17 Aralık Darbe Teşebbüsü ve faiz artırımının Türkiye ekonomisine toplam maliyetinin 167,9 milyar lira olduğunu söylemişti. Türkiye’nin milyarları bu menfur hadiseler sonrasında çöpe gitti. Peki o elim hadiseler yaşanmasaydı da bu fon millet için kullanılabilseydi kötü mü olurdu? Asla… Millet kazanırdı, Türkiye kazanırdı…

Yarın ola hayrola. Kılıçdaroğlu ve destekçileri eylemine başlayacak. Kılıçdaroğlu, Berberoğlu'nu savunarak "Zaten bizim bilgimiz dahilinde sızdırıldı bu bilgi?" demiş olmuyor mu? Yarın itibariyle Güvenpark'ta başlayacak CHP eylemi sürecinde yaşanabilecek her olumsuzluklardan CHP ve Kılıçdaroğlu sorumlu olmayacak mı? Referandumda alınan % 48 küsür HAYIR oyuna mı güveniliyor? Referandumda "HAYIR" diyen birçok vatandaşımız, Berberoğlu'nun aldığı cezayı onayacaktır. Kimse boş yere heveslenmesin?  Çünkü millet devlete çekilen operasyona "HAYIR" der. Bu millet için devlet söz konusu olduğunda her şey teferruat olur. Sanılıyor ki referandumda "HAYIR" diyenler Berberoğlu için sokağa inecek. Yanılıyorlar. Göreceksiniz. Bu millet namuslu bir millettir. Devletin namusuna halel getirmez. Yarın muhtemelen bütün FETÖ’cüler binbir türlü maske  ile Kılıçdaroğlu Kortejine eklenir. Aybüke ve onun gibi vatan için can feda eden şehitlerimiz uğruna gerekirse ölünür ama Berberoğlu gibiler sadece izlenir. Devlet onlarla ilgilenir bizden söylemesi.

AİHM ne dedi geçen gün, FETÖ’den ötürü ihraç edilenlere? OHAL komisyonuna başvurun, dedi. Kılıçdaroğlu kendini nerede görüyor, hangi dünyada yaşıyor ki? Mahkeme kararını bir şekilde haksız buluyorsan hukuki yollara başvurursun. Nihai kararı beklersin. FETÖ tezleri üzerinden devlete saldırmanın, milleti sokağa davet etmenin manası ne? Herkes şunu bilmeli ki, Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Arnavut'u, Boşnak'ı... sünnisi, alevisi, sağcısı, solcusu ile millet olarak el eleyiz. Kaosa prim vermeyeceğiz. Millet olarak 15 Temmuz ruhunu daima koruyacağız. Bu ruhtan ödün verenler utansın. Ha bu arada, eylem yaparken kimse Atatürk'ü bir kişinin suçuna kılıf yapmasın. Atatürk'ü istismar etmesin. Suçluyu Atatürk'ü istismar ederek saklamaya çalışmasın. Önce Gazi Mustafa Kemal’in doğum ve ölüm tarihini tam öğrenin.

Yarınlar bu günlerden daha güzel olacak. Hiç şüpheniz olmasın. Temizliğe devam. Zaaf ve merhamet göstermek yok.

 

 

AHMET PEKİYİ

 

ahmetpekiyi@gmail.com


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları



Futbol Ligleri Puan Tablosu





sanalbasin.com üyesidir