HATIRATIM-5 TSK’DA KEMALİST İSLAM(!) ANLAYIŞI AHİR ZAMAN PEYGAMBERİ(!) NEREDEN ÇIKMIŞTIR?




1971/72 Dönemi Harbiye İkinci sınıf öğrencisiyiz. Sınıfımızda Kıbrıslı iki genç de bizimle beraber eğitim/öğretim görüyorlardı. 100 Yıllık İngiliz sömürgeciliği Kıbrıs’ta adeta şuurlu Müslüman bırakmamıştı. Sorulduğunda Müslümanım demeye bile utanan çekinen Müslümanların (!) ülkesi Kıbrıs 1974 Kıbrıs Harekâtından sonra bunun değişmesi beklenirken Kemalist anlayış İngilizlerden aşağı kalmamışlardır. Kıbrıs demişken KK Türk Cumhuriyetinin kuruluşu 40 yıla yaklaşıyor, neden hala İngiliz hukuku uygulanır, neden hala trafik soldandır anlamış değilim. Fetih bir memlekete kültürünü taşımaktır. Kıbrıs; İngiliz Hukukuyla, soldan trafiği ile İngiliz leşmiş çifte vatandaşlık taşıyan vatandaşıyla ne kadar bizimdir, ne kadar Türk’tür tartışılır. Geçmiş iktidarların gafleti sonucu bu durum hala devam ediyor. Bu husus Türkiye’den boru hattıyla Kıbrıs’a su götürmekten daha mı zordur, daha mı önemsizdir, bilmiyorum. Bir yerde askerlerle gerçek fethi sağlayamazsınız, Kemalist askerle hiç sağlayamazsınız. Kuzey Kıbrıs’ın bütçesi Türkiye’den giden yardımlarla ayakta duruyor ama maalesef orası hala “Birleşik Krallık Sömürgesi”. Konumuza dönersek;İktisat Tarihi Dersimize giren Albay Muhittin KURTULUŞ isimli bir öğretmenimiz vardı. Bu kişinin soyadını İslami (gerici) bir anlaş taşıdığından dolayı Mahkemeye başvurarak Komünistler arasında revaçta olan KURTULUŞ soy ismini aldığı konuşulurdu. Ordumuz bir yandan NATO üyesi olarak Komünizmle mücadele için vardı ama Ordunun subayları arasında komünist denmese bile komünizmle akraba anlayışlar yaygındı. İsmi de “Muhammet” olan bu Kıbrıslı Öğrenci, hiç yeri ve zamanı değilken sırf din aleyhine konuşturabilmek için Albay Muhittin Kurtuluş’a “Bir soru sorabilir miyim?” Komutanım diyerek şu soruyu sordu; “Neden Bütün Peygamberler Ortadoğu’dan Çıkmıştır?” Albay Muhittin KURTULUŞ’ un yüzü kıpkırmızı oldu öfkeden, “Böyle cehalet olur muydu, Böyle soru sorulur muydu?”! Gürledi yüksek sesle; “Otur yerine Ahmak Herif, Ahir zaman Peygamberi Selanik’ten çıkmıştır?” Ona Göre Atatürk Ahir Zaman Peygamberi idi. Bu yine insaflısıydı. Tanrı diye inananlar da bulunmuyor değildi. Albay Muhittin KURTULUŞ bir müddet sonra derse gelemez olmuştu. Kalp Krizi nedeniyle Gülhane Asker Hastanesine yattığını duyduk. İktisat tarihi dersimize iki-üç ay başka bir öğretmen ile devam ettik. Bir gün sağlığına kavuşmuş olarak geri döndü. Albay Muhitin Kurtuluş’un inanç tarzı değişmese de konuşmaları çok değişmişti. Her dersin sonunda gelecek ders hangi konuyu işleyeceğimizi bize şöyle duyuruyordu; “Cenabı Hak, gelecek derse kadar bize ömür-sağlık lütfederse, o zaman İnşallah filan dersi işleyeceğiz.” Albay Muhittin KURTULUŞ İl müftüsünden daha ağdalı bir dille konuşur ve Allah’a CC yönelir olmuştu. Ama kesin olan bir şey vardı, o da ahir zaman peygamberi(!) hakkındaki fikrinin değişmediği idi.

GÖKYÜZÜNÜ BİR KILIÇ DARBESİYLE İKİYE AYIRSAK!

Harbiye’de 1972/73 Dönemi, artık son sınıf öğrencisiyiz. “Harp Tarihi” diye bir dersimiz var. Dönem sonunda teğmen rütbesiyle subaylığa nasıp edileceğiz. Bu dersin konusu Türk ve Dünya tarihindeki mühim harplerin siyasi, askeri taktik ve strateji, teknoloji vs. yönlerden incelenmesi ve öğretilmesidir. Kadeş Savaşından Waterloo Savaşına, Amerika Kuzey-Güney Savaşından Kartaca Savaşına, Ankara Savaşına, İsparta Savaşına, Sakarya‘dan Büyük Taarruza kadar birçok savaşları bu derste gördük, öğrendik. (Maalesef hem de başarılı bir askeri öğrenci ve onlarca konferanslar harp planları hazırlayan başarılı bir subay olarak “KUT’ÜL AMARE ZAFERİ’ni ben de birçoğumuz gibi 2017 yılında Prof.Dr. Mustafa ARMAĞAN Hocamızın yayınladığı eserlerden öğrendim, kendilerine müteşekkirim.) Harp tarihi hocamız, Muhafız Alay Komutanlığı görevinden Harbiye’ye öğretmen olarak tayin edilmiş İstiklal Harbi gazisi Jandarma Generali bir kişinin oğlu seçkin bir Piyade Albayı olan Hadi ÖZTEKİN idi. Arz edeceğim hatıra sıradan bir Türk Subayına ait değildi. Hadi ÖZTEKİN inancı kuvvetli, heyecanlı, duygusal kişiliğe sahip, vatansever bir subayımızdı. Gözünü kırpmadan seve seve canını bu vatan için feda edecek bir karakter yapısına sahipti. Harp tarihi dersinde adeta o savaşları tarihten günümüze getirir yeniden yaşatırdı. İmtihanlarda “Atatürkçü KOPYA ÇEKMEZ” diyerek kopyaya karşı hiç tedbir almaz, kopya çekenleri gördüğü halde kimsenin yüzüne vurmayarak öğrencileri arsızlığa alıştırmazdı. Bir gün heyecanlı bir savaş sahnesine ara vererek, “Çocuklar” dedi, “Mümkün olsa da şu gök kubbeyi bir kılıç darbesiyle ortadan ikiye ayırsak, ortada -Haşa- Allah’ın CC KÜRSÜ’SÜNÜ görürüz. Sağında ATATÜK’ÜN, Solunda ise İNÖNÜ’NÜN Köşkleri vardır.” Sonra durakladı. Muhtemelen çocukken büyük annesinden edindiği dini inanç kırıntılarının tesiriyle; “Tabii ki PEYGAMBERLER DAHA YÜCEDİR” dedi ama –haşa- gök kubbenin arkasında Peygamber köşklerinin arsalarının nerede olabileceği konusunda bir fikri yoktu.

İNGİLİZCE DERSİNDE KİTABA VE PEYGAMBERE HAKARET:

Nisan 1978, 23 Yaşında Topçu Üst Teğmen iken,Hava Dil Okulunda (İzmir-Üç Kuyular) İngilizce kursundayız. Bu kurslar yurtdışı görev alacak subay-astsubaya ileri derecede İngilizce öğretilen kurslardır.  Bizim sınıfımızda On altı kursiyer subaydık. Sınıfımızda İki Binbaşı ve Yüzbaşıdan Teğmene kadar On dört kişiydik. Sınıf Başkanı Hv. Plt. Kur. Bnb. R.İ. (1962) ile beraber oturuyorduk. Benim İngilizcem ondan biraz daha ileri olduğundan ona derslerde yardımcı oluyorum, radikal görüşü olmayan standart, yumuşak huylu bir Türk Subayı idi.Saygıda kusur etmediğim bu komutanımız ile aramız çok iyiydi. İkinci sıradaki Bnb. İse Harbiye dönemi daha eski (1961) de olsa kurmay olmadığı için R.İ.’ den Eski-Yaşlı fakat daha kıdemsiz bir Karacı Subaydı. Solcu-Kemalist olduğu her hal ve tavrından elli idi. Dersimize ise Ön Yzb. (Binbaşıya Yakın) Havacı Öğretmen geliyordu. O yılları gençlere hatırlatmak bakımından biraz geniş alıyorum. Devrin Başbakanı CHP Lideri Bülent ECEVİT ve Bir Mayıs 1977 Taksim Katliamının seneyi devriyesi idi. Taksim Katliamı Milliyetçi Cephe Hükümetini yıkmak ve yerine içinde Milliyetçilerin (MHP-MSP ve Kısmen AP)) olmadığı Kukla Hükümet kurmak için tertiplenmiş tam bir “ABD-CIA-Gladyo” operasyonuydu. Dolayısıyla Kemalist Subaylar pervasızca CHP’li olduklarını gizlemiyor, Başbakan Demirel’i bile kışlaya sokmayan O Asker, Genel Kurmay Başkanı Kenan EVREN döneminde, Birlikleri denetlerken Ecevit’in kuyruğunda adeta posta (Haberci Er-Yeni Model Emir Eri) gibi dolaşıyordu. Dolayısıyla Ast rütbede de olsa bir subay Kemalist ise veya (Dinsizliğini Kemalizm Kisvesiyle Gizlemişse) yeri geldiğinde Üst falan tanımayabiliyordu. Memleketin ve TSK’nın bu atmosferinde sınıfımızda kendinden kıdemli iki binbaşıya da ders veren Kemalist-Solcu-Ateist bir Ön Yzb. Öğretmenimiz vardı. Bir gün dersin ortasında, İngilizceyi bir tarafa bırakarak; “Bin dört yüz sene önce gelmiş çöl bedevisi…., gökten indiği iddia edilen kitap…., vs..) art arda küfrünü sıralamaya başladı. Sınıfta hiçbir tepki yoktu. Hele Karacı Binbaşı mest olmuş durumdaydı. Bendeniz sınıfta askeri olarak “Zurnanın Son Deliği” durumundaydım. “Başka bir tepki var mı?” diye bekleyip biraz durakladıktan sonra ayağa kalkarak; “Yüzbaşı-Yüzbaşı! Seni bilmiyorum ama ben Müslümanım. Ben bu arda açıkça dinime peygamberime sövdürtmem, Ya adam gibi dersini verirsin yada def olur gidersin!” tarzında tansiyonum muhtemel Yirminin üzerinde vaziyette çok yüksek sesle koridorlara taşacak şekilde bağırdım. Öğretmen Yüzbaşı; “Vay Üste hakaret mi ediyorsun?” deyince de Kulelide öğrendiğimiz şuur altına yerleşmiş her türlü küfürle üzerine yürüdüm. O da kaçıp canını kurtardı. O anda yaptığım Askeri Ceza Kanununa göre Ağır Cezayı Müstelzim bir suç idi. Ayrıca da meslekten TARD (Bütün Hakların Alındığı) Fer’i sonucu vardı. Bir de bu yüzbaşının yaptığı yetmiyormuş gibi, İkinci Kıdemdeki Karacı Binbaşı “Seni Üste Fiili Taarruz ve Hakaretten” mahkemeye vereceğim yollu sözler söyledi. Asker Hukukuna göre söylediği şeklen doğru idi. O kızgınlıkla Binbaşının üzerine yürüyerek; “Astın olan bir -Öğretmen de olsa- Yzb.nın disiplinsiz hareketine ses çıkarmayan Binbaşıyı Ben tanımıyorum, şimdi Senin de vs. ….”   Diyerek bağırdığımı hatırlıyorum. Bunu da yaptıktan sonra “Hapis ve Tard” edilmek artık katmerli hale gelmişti. Ama ben Allah yolunda Tart edilmeyi ve hapis yatmayı göze almıştım. O ortamdan Allah’tan ve Onun Sevgililerine manen ulaşmaktan başka çarem kalmamıştı. O ara adeta zihnimde bir şimşek çaktı. Binbaşıya hitaben dedim ki; “Hem Sen ne karışıyorsun, Sınıfın Kıdemliisi R. Binbaşı, O ne derse o olur!” Muhtemel siciline etkisinin korkusuyla ve ban karşı olan yakınlığı dolayısıyla duruma el koydu. Neticede benim söylediğim de doğruydu. Küfürbaz öğretmen  İngilizce sövse bir dereceye kadar, İngilizce sövmeyi öğretiyor dersiniz. Küfürbaz Öğretmen idareye durumu izah edecek cesareti bulamamış olmalı ki, müteakip derse tekrar geldi. Bnb. R.İ. bana “Hayrullah eğer benzer durum olursa sen müdahale etme, bana bırak, ben gerekeni yaparım” diye söylemişti. Küfürbaz, bir süre İngilizce bir şeyler anlattıktan sonra –sol siyaset ve din düşmanlığı ruhunu sardığı için kendini alamayarak- siyasi bir şeyler söylemek istedi; “Ahmet Kabaklı isimli gerici yazar” der demez benim olay çıkaracağımdan korkan Bnb.R.İ, ayağa kalkarak küfürbaz Öğretmene hitaben; “Yzb. Burası siyaset yeri değil, İç Hizmet Kanununun bana tanıdığı yetkiye dayanarak sizi sınıftan kovuyorum” diyerek Küfürbazı sınıftan kovdu. Müteakip derse bizim sınıfa Öğretmen olarak bir Albayı vazifelendirdiler. Cenabı Hak bizi muhafaza buyurmuştu. İşlem yapılmış olsaydı durumumuz hiç iç açıcı değildi. Hak Teala hasbi gayretimizi karşılıksız bırakmadı. Bu kursun sonunda –İngilizcem çok da iyi olmamasına rağmen- 125 Kişi arasında birinci olmuş ve dönem adına konuşma yaparak İslam’ın İzzetini temsil etmiştim Elhamdülillah! 

Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Hilmi ÖZKÖK ve sonra gelen Komutanlarımızla birlikte ve elbette AK Parti İktidarının tepeden tabana dinimizi yaşayan kişilerden oluşmasının tesiriyle bugün bu anlattıklarımız gerilerde kaldı. Bugünleri bize gösteren Allah’a CC Şükürler Olsun, buna vesile olan Devlet Büyüklerimizden ve Komutanlarımızdan Allah CC Razı Olsun!

 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları



Futbol Ligleri Puan Tablosu





sanalbasin.com üyesidir