








Cumhuriyet’in kurduðu müesseselerin neredeyse tümü birden tel tel dökülüyor.
Sadece devlette çalýþan görevlileri korumak için kurulmuþ, halkýn tümünü de potansiyel “suçlu ve düþman” olarak görmüþ bir düzen 1923’te sopa zoruyla yürütüldü ama 2011’e geldik.
Halk, “bu ne biçim düzen kardeþim” demeye baþladý.
Zaten, Birinci Cumhuriyet öylesine suyuna tirit bir anlayýþla kurulmuþ ki bu anlayýþý bugün de devam ettirmek istediðinizde herkesin dikkatini çekecek skandallarýn patlamamasý mümkün deðil.
Cumhuriyet’in yargýsý ise tümden çökmüþ vaziyette.
Kendini saklayamýyor.
Bilmem kaç cinayet sanýðý Hizbullahçýlarýn davasýnýn on yýlda sonuçlandýrýlamamasýnýn sonucunda hepsinin birden salýverilmesi, domuz baðlarýný, iþkence videolarýný hâlâ hatýrlayan toplumu sadece kýzgýnlýkla deðil korkuyla da yerinden hoplattý.
Yargýtay, “zamansýzlýktan” ve dosya fazlalýðýndan bu davalarý sonuca baðlayamadýðýný söylüyor.
Ne yazýk ki bu savunma biçimi çok da inandýrýcý deðil.
Çünkü þu soru apaçýk ortada duruyor.
Peki kardeþim, madem sizin hiç vaktiniz yok, bir türlü çabuk karar veremiyorsunuz da kendinize yakýn bulduðunuz Cihaner ve Haberal dosyalarýný nasýl bu kadar çabuk inceleyip karara baðladýnýz?
Demek ki zaman var ama o zamaný kullanma tercihleriniz hukuktan ziyade sizin politik inançlarýnýza uygun oluyor.
On yýldan beri önünüzde duran Hizbullah dosyasýný karara baðlayamýyorsunuz ama Haberal ya da Cihaner sözkonusu olduðunda on gün size yetiyor.
Bunu nasýl açýklayacak Yargýtay?
Hizbullah "derin devletle" iliþkileri olduðu yolunda ciddi kuþkular bulunan, kurbanlarýný Kürtler ve Ýslamcýlar arasýndan seçen bir örgüt.
Böyle bir örgütün davasýný karara baðlamakta hiç aceleniz yok.
Ýþ, Haberal´la Cihaner´e gelince maþallah pek çeviksiniz.
Niye ayný çevikliði Hizbullah dosyalarý hakkýnda göstermediniz?
Elinizdeki zamaný kullanma "kriterlerinizi" hangi düþünceleriniz belirledi?
Belli ki siz elinizdeki dosyalarý bir tarih sýrasýyla incelemiyorsunuz, kendinizce önemli olan dosyalarý öne çekiyorsunuz.
Yargýtay´ýn pek de hukuki ölçülerle iþ yapmadýðý açýk.
Zaten, adalet sistemini iþletecek birçok geliþmeyi de hukuki olmaktan ziyade "politik" nedenlerle engelliyorlar.
En son örnek, bölge mahkemeleri.
Bu mahkemeler Yargýtay´ýn dosya yükün hafifletecek, iþini kolaylaþtýracak, adaletin daha çabuk tecelli etmesini saðlayacak, üstelik bu mahkemelerin kurulmasý için Avrupa Birliði´nden yardým da alýnmýþ, binalar hazýrlanmýþ ama bu mahkemelere yargýç atanmamýþ, iþlerlik kazanmasýna olanak verilmemiþ.
"Bizim dosya yükümüz çok aðýr" diyen Yargýtay´ýn bu mahkemelerin kurulmasýný desteklemesi gerekmez miydi?
Hukuk mantýðýyla bakarsanýz gerekirdi.
Ama CHP´nin "ulusalcý" mantýðýyla bakarsanýz gerekmezdi.
CHP ve Yargýtay, birlikte bu mahkemelere karþý çýkmýþlar, "bölge mahkemeleri" ülkeyi bölermiþ.
Yargýtay kendi iþini yapmýyor, dosyalarý zamanýnda karara baðlayamýyor ama hiç de onun iþi olmayan "bölünme" konusuyla ilgileniyor.
Onlar bu saçmalýklarla uðraþýrken de Hizbullahçýlar, mafyacýlar, katiller hapishanelerden salýveriliyor.
Yargýtay, bir hukuk kurumu gibi deðil politik bir parti gibi davranýyor çünkü.
Halký, adaleti, hukuku, yargýyý deðil "devletin bugünkü yapýsýný" korumakla yükümlüler.
Ýyi de yargý "devleti korumakla" kendini görevlendirirse, "halký korumakla" kim uðraþacak?
Halk mý? Ne saçma bir soru... Halktan Birinci Cumhuriyet´in yargýsýna ne?
Haberal´la Cihaner´i ve diðer devlet görevlilerini kurtarýr, öbürlerini hapishanede tutarsýn, dosyalarýný karara baðlamazsýn.
Sonra bir yasa deðiþir, müebbetle yargýlananlar dýþarý çýkar, sen de Yargýtay olarak politikacýlarý suçlarsýn.
Bu cumhuriyet öldü.
Duyduðunuz koku, bir devletin içinde saklanmaya çalýþýlan bir cesedin kokusu.
Dayanabildiðiniz kadar dayanýrsýnýz bu kokuya.












