








Ergenekon´da Neler Oluyor?
Ergenekon davasý 4 yaþýna girdi, yazýnýn üzerinden 2 yýl geçti. El yordamýyla rakamlara göz attýðýmýzda þunu görüyoruz: Sanýk sayýsý 500’ü, iddianame sayfasý 8 bini aþtý, klasör sayýsý 2 bine ulaþtý.
Ýtalya’daki Gladyo temizliði emsal kabul edilirse, bu rakamlar,“devede kulak” bile sayýlmaz. Ýtalya’da 7 bini aþkýn kiþiyi yargý önüne çýkardýlar.
Ama izledikleri yöntem farklýydý. Hücre tipi örgütlenen gizli yapýlarý, hücrelere bölerek hesabýný sordular. Her hücrenin “1 Numara”sýný kulaðýndan tutup deþifre ettiler, adliye koridoruna taþýdýlar.
Ýçlerinde cumhurbaþkanlýðý veya baþbakanlýk yapmýþ çok önemli isimler vardý. Asker vardý, yargýç vardý, gazeteci vardý...
Derin yapýlarýn siyaseti, toplumu ve devleti biçimlendirme fonksiyonlarý göz önüne alýndýðýnda; nüfuz ve etkileme gücü olan her birimden yararlanmak istemesi kaçýnýlmaz bir gerçektir, aksi halde güç tesis edemez.
Bizden farklý olduklarý bir husus daha vardý ki, çok hayatidir. Yargý, ordu ve istihbarat birimleri dahil devlet tüm arþivini soruþturmayý yürüten savcýlara açtý veya açmak zorunda kaldý. Kamuoyu sürecin arkasýndaydý.
Ya bizde?
Devlet, tüm kapýlarý kapattý. Yargý ve medya, savunma hattý oluþturdu.
Ergenekon’un üzerine gazeteciler kuþatma altýna alýndý; 5 bin civarýnda soruþturma ve dava açýldý, binlerce yýl hapis cezalarý istendi, mahkumiyet kararlarý otomatiðe baðlandý, Ergenekon’u sulandýranlar ödüllendirildi.
Bu gerçeklik karþýsýnda þaþýrdýðýmý söyleyemem. Çünkü bu cumhuriyet ve kurumlarý, entrikalarla biçimlenmiþ Osmanlý derin devletinin ürünüdür. Darbeci iklimde yeþermiþ, filizlenmiþ ve dal budak sarmýþ bu ruhun, ordu, yargý ve medya gibi kurumlarý nasýl esir aldýðýný biliyoruz.
27 Mayýs’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Þubat’ta, Balyoz’da ve Sarýkýz’da el ele hortladýlar, kimi zaman baþardýlar kimi zaman hüsrana uðradýlar. Silahlarý bazen tank, top, tüfek oldu, bazen kaðýt, kalem...
Dümene bazen silahlý kuvvetler geçti, bazen silahsýz kuvvetler...
Gazete ve televizyon gibi kitle iletiþim araçlarý, darbe senaryolarýnýn en önemli unsurlarýdýr. Darbe ortamýnýn hazýrlanmasý, darbe yönetiminin pazarlanmasý ve darbe sonrasý gelecek planlamasý, medyayla yapýlýr.
Bunun için silaha gerek yoktur, kimi zaman kalem, silah gibi kullanýlýr.
Þükürler olsun, Türkiye’yi karanlýða mahkum eden 200 yýllýk bu köhnemiþ ve kokuþmuþ pis gelenekler bertaraf ediliyor. Türkiye hýzla deðiþiyor, deðiþtikçe dönüþüyor, demokratik ve þeffaf bir yapý inþa ediliyor.
Elbette, bu kutsal doðum, sancýlý olacaktýr. Milli iradenin yetkilerini gasp edip milletin arazisine gecekondu inþa edenler, demokratik dönüþüm projesine karþý direnecektir. O nedenle, mücadelede kararlýlýk esastýr.
Ancak...
Halis duygular, intikam hevesine bulaþtýrýlmamalýdýr. Oda TV platformunu hiçbir zaman gazetecilik mecrasý olarak görmedim, faaliyetlerini de bu baðlamda deðerlendirmedim. Ancak, baðlantýlý operasyonlarda kuþkulara yol açan bazý geliþmeler var, izaha muhtaçtýr.
Nedim Þener örneðinde olduðu gibi...
Bu konuda kamuoyu ikna edilemezse, Ergenekon’un hukuk davasý olmaktan çýkarýlýp intikam davasýna dönüþtürüldüðü algýsý oluþabilir.
Bakýn, Cumhurbaþkaný Gül’ün bile kafasý karýþýk. Milliyet’e ayrý Zaman’a ayrý konuþmuþ, duyduðum kadarýyla iki konuþma arasýnda geçen sürede ilave bilgilere sahip oldukça kanaati deðiþmiþ.
Milliyet’e “kaygý duyuyorum” açýklamasýný yapan cumhurbaþkaný, Zaman’a þöyle diyebiliyor: “Umarým, hiçbir gazeteci mesleðini baþka bir amaç için kullanmaz.”
Eðer bu dava, hukuk davasý olmaktan çýkarýlýr, intikam davasýna dönüþtürülürse, bilinsin ki, niyet farklý olsa dahi Ergenekon’un deðirmenine su taþýnmýþ olur.
Daha tehlikelisi, Yeni Türkiye Projesi akamete uðrayabilir, bu milletin aydýnlýk gelecek beklentisi yeniden karanlýða gömülebilir.
Hiç kuþku yok, kendi iradesi dýþýnda olsa bile siyasi faturayý da iktidar öder. Siyasi iktidara düþen temel görev, süreci yakýndan takip edip hukuk dýþý zorlamalar varsa gereðini yapmasýdýr.
Gazeteciler ve meslek örgütleri de süreci iyi okumalýdýr. Ergenekon’un üzerine giden gazetecilere “yaratýk” muamelesi yapýp haklarýndaki cezalar karþýsýnda el ovuþtururken, iftiracýlara ödül daðýtýrken, Ýþçi Partisi’nin forse ettiði gösterilerde aðýzlarý bantlamanýn toplumsal karþýlýðý olmaz.
Onlar da Ergenekon’un dümen suyunda neden kulaç attýklarýný, öyle deðilse muhalefet/örgüt üyeliði arasýndaki ince çizginin nerede baþlayýp nerede sonlandýðý konusunda kamuoyunu ikna edici argümanlarý ortaya koymalýdýr.
Suçlananlarý tenzih ederim, darbecilik, basýn özgürlüðünün kapsama alanýnda deðildir. 9 Mart cuntasýnýn neredeyse yarýsýnýn gazeteci olduðunu, her darbede aktif rol oynadýklarýný hatýrlayacak olursak, sicili bozuk bu sektörün kendisini aklama zamaný geldi, geçiyor.












