Kayýtlý Reklam Bulunamadý

05 Subat 2012, Perþembe
Seri Ýlan
Kategori: Yok
Foto Galeri

Ýzlenme: 14871

Ýzlenme: 1546

Ýzlenme: 1478

Ýzlenme: 2193
 
Reklam




 



Kayýtlý Reklam Bulunamadý
  Ana Sayfa        Medya
Çok konuþulacak itiraflar
Sabah Gazetesi eski patronu Dinç Bilgin, Taraf gazetesinden Neþe Düzel'e verdiði röportajda itiraflarýna devam ediyor. Ýþte röportajýn bugünkü bölümü...
03 Mart 2010, Salý  12:46 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Aydýn Doðan istese de yazarlarýný kontrol edemez. Yazar sayýsý o kadar arttý ki, kontrol etmek artýk imkânsýz. Birini kontrol etse, öbürü çakacak.

Türkiye’deki güç dengelerinden, önce, Ankara bürolarý etkilenir. Gazetesinin Ankara yöneticileri, Uzan’ý darbe olacaðýna inandýrdý. O da, o güce oynadý.

Basýn patronlarý, ‘istihbaratçý’ gazetecileri tahmin ederler. ‘O kurumlarla iliþkide iþe yararlar’ diye, o dönemde biz, bunlarý görmezden geldik. Medyanýn ayýbýdýr bu.


NEÞE DÜZEL: Sabah´ta gazetecilik nasýl bitti?

DÝNÇ BÝLGÝN: Banka satýn alýndýktan sonra dengeli yayýn yapma özeni baþladý ve bu da gazeteciliði bitirdi. Sabah, ondan sonra bir türlü eski Sabah olamadý. Çünkü Hazine bürokrasisinden, Maliye Bakaný’ndan, Güneþ Taner’den, kýsacasý siyasetçilerden çekinir oldu. Bugün Türk basýnýnýn yaþadýðý felaketlerden biri de budur. Taraf ’ýn diðer gazetelerden farký da bu noktadadýr.

Farký Nedir?

Öbür gazeteler hep denge kollamak ve özen göstermek zorundalar. Bu, gazeteciliði bitiriyor. Mesela nükleer enerjiye ya da kömüre, ya da baz istasyonlarýna yatýrým yapýlacak. Basýnda taraflar hemen belli oluyor. Gazetelerde bu konuda ne tür haberler çýkacaðý önceden tahmin ediliyor. Sonra zaten görülüyor. Baz istasyonu kimine göre kanser yapýyor, kimine göre de çok iyi bir þey oluyor.

Çünkü gazetelerin patronlarý o ihalelere giriyor, deðil mi?

Evet. Patronlar, gazetecilere, nükleer enerjiyi savunun demiyorlar ama gazetecilerde de maalesef patronun iþinin lehinde yazmak gibi bir refleks oluþtu. Gerçi aleyhte yazdýðýnda, o gazetecinin baþýna iyi bir þeyler gelmeyeceðini de kestirilebiliyor insan ama... Sonuçta, gazetecinin gazeteciliði, kendini frenlemeye baþladýðý anda bitiyor. Sabah’ta gazetecilik, benim verdiðim hatalý karar yüzünden böyle geri gitmeye ve çökmeye baþladý iþte.

Medya açýsýndan Türkiye’deki tek güç asker ve siyasetçi deðil. Büyük þirketler de bir güç. Gazeteler onlara karþý da baðýmsýz olmak zorundalar. Büyük sermayenin ilan ambargolarýna raðmen bir gazete para kazanabilir mi, ayakta kalabilir mi?

Kalabilir. Önümüzdeki dönemde iþi sadece gazetecilik olan yeni teþebbüsler ortaya çýkacak ve bu gazeteler para kazanacak. Çünkü Türkiye’de medya iþi artýk böyle gitmez. Taraf, Türkiye’yi deðiþtirdi. Müthiþ bir þey yaptý ve tek baþýna kaldýraç oldu. Ciddi söylüyorum. Türkiye, Taraf ’a çok þey borçlu. Türk ordusu da Taraf’a çok þey borçlu.

Ne Borçlu?

Taraf’ýn yayýnlarý sayesinde o da kendisine bakacak ve Türk ordusu da deðiþecek. O da mutlaka 21. yüzyýlýn ordusu olacak. Ýleri teknoloji kullanan, gönüllü ve profesyonel bir ordu olacak. 19. yüzyýlýn, Napolyon’un baþlattýðý yýðýnlarýn ordusu olmayý býrakacak. Böyle gönüllü profesyonel bir ordunun içinden askerî düþünürler çýkacak. Þimdi çýkmýyor, çünkü çýkmasý için askerlikten gerçekten zevk almalarý lazým.

Medya-siyasetçi iliþkisine dönersek... Medya sahibi olarak siyasetçilerden gerçekten hiç çekinmediniz mi?

Banka satýn alýncaya kadar hayýr. Banka sahibi olduktan sonra, son dönemlerde býrakýn çekinmeyi, onlara yakýn olmayý da denedim ama pek beceremedim. Aslýnda þimdi iyi bir devir var. Baþbakan açýk sözlü ve gazete sahiplerine pek yüz vermiyor. Hakkýný vermek lazým, utanýlacak iliþkiler içine girmiyor. Eskiden Maliye’de, bir devlet dairesinde iþi olan basýn baþbakana gidiyordu ve iþini patýr patýr yaptýrýyordu. Yine eskiden telefonu çeviren baþbakana ulaþabiliyordu. Þimdikine ulaþamýyorlar. Bir baþbakanýn böyle olmasý lazým.

Bugünkü baþbakanýn da çok yakýn olduðu bazý gazetelerden söz ediliyor. Sizce Baþbakan onlarýn da mý telefonuna çýkmýyor, onlarla da mý ayný mesafeli iliþkiyi götürüyor?

Onu bilemiyorum ama eski tür medya iliþkileri sürseydi, bugün Türkiye’de ne Ergenekon ne de Balyoz soruþturmalarý yapýlabilirdi. Basýnýn bir kýsmý Ergenekon’u ve diðer korkunç olaylarý yok saydý ama geri kalan kýsmý da olan biteni yazdý çizdi. Taraf kadar yazmadýlarsa da yazdýlar. O açýdan bugün geçmiþten farklý olarak çok sesli bir basýn var. Mehmet Barlas doðru söylüyor. 28 Þubat’ta gazeteler ortak baþlýklarla çýkýyordu. Çünkü ayný yerden besleniyorlardý, haberler ayný kaynaklardan geliyordu. Söz gelimi, Aczmendilerle ilgili haberi, bize, Hürriyet ’e, Milliyet’e, ATV ’ye, Star televizyonuna ayný yerden servis yaparlardý.

Generallerden çekinir miydiniz?

Türkiye’de siyasetin bir kýsmý orduya aktarýlmýþtý. Kimin tüm, kor ya da orgeneral olacaðýný gazetede haber yapan, Türkiye’den baþka bir ülke yoktur dünyada. Bizde yapýlýyordu, çünkü generallik onlara, yaptýklarý iþle mütenasip olmayan bir güç saðlýyordu. Genelkurmay baþkaný darbe yapýp ülkenin baþýna geliyordu ya da ‘sözde’ demokratik yoldan cumhurbaþkaný oluyordu. Dolayýsýyla generallik mevkii çok önemliydi ve onlardan yana olmak, onlarla birlikte görünmek, onlarla ittifak yapmak, bazý insanlar için kendilerine güç aktarmak demekti. Mesela medya patronu olarak en son Hilmi Özkök’ün Genelkurmay’daki resepsiyonuna katýlmýþtým. Davetten çýkýþta kapýda Sinan Aygün, davetlilere torba içinde ulusalcý posterler daðýtýyordu.

Baþbakanlar basýn patronlarýndan çekinir mi?

Çekinirler elbette. Ama þimdikinin çekinmediði belli. Bu da benim çok hoþuma gidiyor. Bugün Türkiye, Gümrük Birliði’ne dahil. Kâðýt fiyatlarý üzerinde hükümetin kontrolü yok. Artýk basýnýn girdisine kimse karýþmýyor.

Gelirine karýþýlýyor mu?

Basýnýn gelir kaynaklarý üzerinde de hükümetin bir ipoteði yok. Çünkü eskiden KÝT’ler vardý. Onlarýn basýna vereceði reklam önemliydi. Þimdi özel sektör çok büyüdü. Bu yüzden, eðer basýn dýþýnda bir iþ yapmýyorlarsa, basýn patronlarýnýn bugün hükümetle doðrudan iþ iliþkisi içinde olmalarý ve ondan talepte bulunmalarý bana saçma geliyor. Bugün basýn baðýmsýz olma imkânlarýna sahip. Ama basýn, kendi patronlarýndan nasýl baðýmsýz olacak diye sorarsanýz...

Evet, basýn kendi patronlarýndan nasýl baðýmsýz olacak? Ya da olabilecek mi?

Olabilir. Bir gazetenin patrondan baðýmsýz olabilmesi için baþarýlý olmasý ve iyi satmasý lazým. Yani gazetenin gazete gibi çýkmasý lazým.

Sizin yazarlarla iliþkileriniz nasýldý?

Çok samimi söyleyeyim. Yeni Asýr’da da, Sabah’ta da, nasýl yazmasý lazým geldiðine dair hiç kimseye bir müdahalede, bir tarifte bulunmadým. Yazdýklarýný ertesi sabah okurdum. Bu da benim babamdan gördüðüm bir þeydi. Yazara karýþýlmamasý lazým. Adam tarifle yazý yazamaz.

Tarifle köþe yazýsý yazýlmaz da, peki gazetelerde tarif üzerine manþet haber yazdýrýlmaz mý?

Maalesef haber de, manþet de yazdýrýlýr. Bazen genel yayýn yönetmenleri patronlara sormadan yaparlar bunu. Yalnýz Baþbakan’ýn farkýnda olmadýðý bir þey var. Aydýn Doðan istese de yazarlarýný kontrol edemez. Bir sürü yazar var, hangisini kontrol edecek. Birini kontrol etse, öbürü çakacak. Birini kontrol etti diyelim, Melih çakacak. Yazar sayýsý o kadar arttý ki, onlarý kontrol etmek artýk mümkün deðil.

Yazarlar patronlardan çekinir mi?

Herhalde çekinir.

Patronlar, yazarlarý yönlendirir mi?

Medya iþi dediðiniz, sürekli etkileþim iþi. Herkes birbirini etkiler ve yönlendirir.

Peki patronlar genel yayýn yönetmenlerini yönlendirir mi?

Tabii... Patron, birlikte uyumlu çalýþabileceði birini genel yayýn yönetmenliðine getirir.

Gazetenin politikasýna kim karar verir? Patron mu genel yayýn yönetmeni mi?

Genel yayýn müdürü patrondan daha zeki ve akýllýysa, genel yayýn müdürü karar verir. Patron daha zekiyse, kendisi karar verir.

Sizin genel yayýn yönetmeninizle iliþkiniz nasýldý?

Zafer Mutlu Sabah baþarýlý olduðunda çok iyi, baþarýsýz olduðunda çok kötü iþler yaptý. Benden farklý deðildi yani. Ben iyi yaptýðým zaman o da iyi yaptý. Ben kötü yaptýðýmda o da kötü yaptý. Þunu söyleyeyim. Ülkedeki güç dengelerinden ilk önce gazetelerin Ankara bürolarý etkilenir. Mesela Uzanlar... Gazetenin Ankara’daki yöneticileri, Uzanlarý Türkiye’de darbe olacaðýna inandýrmýþlardý ve o da, o güce oynadý.

Asýl görevi istihbaratçýlýk olan bazý kiþilerin gazeteci kýlýðýnda gazetelerde çalýþtýklarýný biliyoruz. Patronlar bunlarýn istihbaratçý olduklarýný bilirler mi?

Tahmin ederler. O zamanlar böyle þeyleri görmezlikten gelmek iþimize gelirdi. Çünkü ileride o kurumlarla iliþkide, o gazeteci iþine yarar diye düþünür patron. Bu da medyanýn ayýplarýndan biridir tabii.

Bir patron genel yayýn yönetmenini hangi þartlarda deðiþtirir?

Benim bu konuda deneyimim yok, ben hep çok uzun süre ayný genel yayýn müdürüyle, yani Zafer’le çalýþtým ama... Bir patron, gazete çok kötü giderse, tirajý düþerse genel yayýn müdürünü deðiþtirilir. Aydýn Bey bir gün bana, “Bu Emin’den (Çölaþan) memnun deðilim. Ýþine son vereceðim. Ne olur?” dedi. Ben de, “Hiçbir þey olmaz” dedim. Aydýn Bey Emin’i deðiþtirdi. ve Hürriyet’ten 50 bin tiraj gitti. Hürriyet neredeyse yüzde 15-20 tiraj kaybetti. O tiraj kaybý Hürriyet’i dehþete düþürdü ve Hürriyet, Emin’inkinden daha ulusalcý bir yöne savruldu. Demek ki bir medya sahibi, eski bile olsa, bir baþka medya sahibinden asla akýl sormamalý.

Bir medya patronu yazarý hangi þartlarda deðiþtirir?

Okunmuyorsa, onunla kiþisel bir problemi varsa... Bir de medya patronu kendisini çok güçlü hissediyorsa...

Anlamadým...

Medya sahibi olduðunuz zaman, medya sahipliðinin getirdiði gücün bir süre sonra sizde patolojik sonuçlarý oluyor. Patolojik düzeyde narsist biri olmaya baþlýyorsunuz. O zaman da ister istemez huyunuz da bozuluyor. Kendinizi asla hata yapmaz sanýyorsunuz. Bir hata varsa, bunu kendinizde aramayýp baþkasýnda arayan insan haline geliyorsunuz. Ben de o devirleri geçirdim. Gücün yol açtýðý bir bozulmaydý bu. Doðrusu medya patronlarý arasýnda patolojik narsist olmayana pek rastlanmýyor. Ama derece derece oluyor bu narsizm. Murdock da, Maxwell de hep o havaya girdiler.

Eski güçlü halinizi arýyor musunuz?

Hayýr aramýyorum dersem, sahtekâr olurum. Tabii arýyorum ama þimdiki aklýmla farklý davranýrdým. Benim iþten ayrýlmam, þimdiki durumum, biraz akýl saðlýðýma geri dönmeme faydasý oldu. Ýnsan kendine pardon demeyi öðreniyor. Þimdi kendimle hesaplaþabiliyorum.

Türkiye’de askerlerle ilgili haberler yapýlabileceðini, eleþtiriler yazýlabileceðini düþünür müydünüz?

Hayýr düþünmezdim. Taraf’ýn bazý manþetlerini dehþet içinde okuduðumu, ‘bunlarýn baþýna bir iþ gelmese keþke’ diye düþündüðümü hatýrlýyorum. Bu ülke cesur insanlarýn katkýsýyla yukarýya gidiyor.

Sizin patron olduðunuz dönemde Balyoz Darbe Planý sizin gazetenize gelseydi basar mýydýnýz ya da basabilir miydiniz?

Basýlmasýný mutlaka arzu ederdim ama basardým diye de bir kabadayýlýk taslamayayým. Ama olaylar ortaya çýktýktan sonra basýnýn bir kýsmýnýn olaylarý görmezden gelmesi, olaylarý inkâr etmesi, basmaya cesaret edenler için söylemedik þey býrakmamasý, onlarý yaftalamasý çok yüz kýzartýcý oldu. Basýn gerçekten çok yüz kýzartýcý bir devre geçirdi. Biz, 28 Þubat 1998’de bu tür belgeleri basmayabilirdik ama 2010 farklý bir sene. Ben bu dönemde gazete sahibi olsaydým, bu olaylar çýktýktan sonra kesinlikle inkârcýlýk yaptýrmazdým.

Peki, ne yapardýnýz?

Ergenekon lehine haberler yayýmlamazdým. 367 soytarýlýðýna da kesinlikle razý olmazdým. Eðer Sabah ’ýn baþýnda olsaydým, 27 Nisan muhtýrasýna da, parti kapatmaya da mutlaka karþý çýkardým. Eski gazeteci arkadaþlarýma, “AKP’nin kapatýlmasý mümkün deðil. Buna, zamanýn ruhu da, dünya da izin vermez” dedim ama inandýramadým. Onlar, AKP’nin kapatýlacaðýna ve baþlarýna gelen musibetlerden kurtulacaklarýna o kadar fazla inanmýþlardý ki... Parti kapatýlmasýný desteklediler. Çok ayýptý bu. Benim özlediðim basýn, ayýp yapma lüksü olmayan bir basýn... Onun için de böyle bir basýnýn da devletle mümkün olduðu kadar parasal iþ iliþkisi olmayacak.

Büyük gazetelerin yönetimleri birbirinden farklý mýdýr yoksa birbirine mi benzer?

Benzer tabii. Ne kadar büyürsen o kadar fazla denge gözetmeye bakýyorsun. Büyük basýnýn yayýnlarýnýn bu hale gelmesinin tek suçlusu sadece patron ve genel yayýn müdürü deðildir. Okuyucunun da bir miktar bunda payý var.

Gazeteciliði özlediniz mi?

Çok özledim. Gazetecilik benim hayatým. Ülkedeki büyük deðiþime katký verememek beni üzüyor. Ama yine de kendimle barýþýðým.

Gazete çýkarmayý düþünüyor musunuz?

Tabii her dakika düþünüyorum. Baþka bir þey düþünmüyorum.

Nasýl bir gazete çýkarmak isterdiniz bugün?

En demokrat gazeteyi yapma çabasýnda olurdum. Mutlaka AB’den yana, kendi halkýyla, Kürtleriyle barýþmýþ, her türlü vesayete karþý çýkan çok tirajlý bir gazete çýkarmak isterdim. Ben gazete sahipliði yaptýðýmda, kendi Kürtlerimize çok ayýplar yaptýk.

Neler yaptýnýz?

“Bilmem ne daðýna F-16’lar ölüm yaðdýrdý” manþetleriyle çýktýk. Bugün toplumda büyük bir yarýlma var ve bu yarýlmayý tedavi etmek, korkularý gidermek önce hükümetin sonra medyanýn görevi. Bugün medya yaranýn üzerine tuz döküyor. Ben bunu yapmazdým. Aksine o yarýlmayý tedavi ederdim. Türkiye’yi normalleþtirme iþinde mutlaka görev almak isterdim. Eskiden niye yapmadým, bilmiyordum.

Neyi bilmiyordunuz?

Çok samimi söyleyeceðim. Yeni Asýr’ýn sahibiydim. Bir arkadaþýmla yürüyoruz. Büyük Efes Oteli’nin önünde ayakkabýsýný boyattý ve çocukla Kürtçe konuþtu. Gazete sahibiyim ve hayatýmda ilk defa Kürtçeyi o zaman orada duydum. Mesela Ýstanbul’a gelinceye kadar Alevinin kim olduðunu bilmiyordum. Bunu bilmeyen bir adam, toplumu yönlendirecek gazetelerin sahibi... Ermeni meselesini de bilmiyorduk. Hâlâ kýzýyoruz. Ermeniler kendi kendilerini öldürmüþ sanýyoruz. Bugün, bu farkýndalýklarýmla farklý bir gazete çýkarýrým.

Gazetecilikle ilgili piþmanlýklarýnýz var mý?

Olmaz mý? Benim hayattaki bütün piþmanlýklarým gazetecilikle ilgili. Hýzlý yükseliþ dönemimde acýmasýz olduðum dönemlerim oldu. Farkýnda olmadan kaç kiþinin üzerinden geçtik. Onlarý kesinlikle yapmazdým. Ýyi yaþamak, büyük servet sahibi olmak, diðerlerinden geri kalmamak gibi nedenlerle bilmediðim bir alana, banka iþine girdim. Oysa hayatta arkasýndan gideceðin, peþini kovalayacaðýn güzel þeylerin olmasý lazým. Ben onu kaybetmiþtim. Ben vicdan ve demokrasi mücadelesi hedefini kaybetmiþtim. Mesela sizi kýskanýyorum.

Niye kýskanýyorsunuz bizi?

Türkiye’de yaþanan büyük deðiþiklikte bir rolüm ve katkým olsun isterdim ben de. Ama insaflý da olmam lazým. Ayný þeyi yapabilir miydim? Hayýr yapamazdým, onu beceremezdim. Ama vicdaný olan bir gazete çýkarýrdým. Çünkü dünya öyle bir dünya oldu ki, bu yeni dünyada haklý olmaya mecbursunuz. Dünya artýk haksýzlýk yapmayý yasakladý. Mutlaka doðru olaný yapmanýz lazým. Demokrat ve vicdanlý bir gazete çýkarmayý çok isterdim. Günübirlik bir iþ yapýyorsanýz mutlaka hata yaparsýnýz. Ama vicdanlý olunca, hatadan geri dönmek ve özür dilemek mümkün olur.

Peki, patron olmasaydýnýz, gazetede ne olmak isterdiniz?

Þimdiki aklým olsaydý tabii ki muhabir olmak isterdim. Sizin gazetedeki Mehmet Baransu gibi olmak isterdim...

TARAF


Bu haber 513 kez okunmuþtur.
 

Haber   Video Foto Ýlanlar

Üye Giriþi
Röportaj
Sýnýf öðretmenliði yapan Talip Demir in yakýn zamanda piyasaya çýkan Oðlum Okuyacak adlý roman türündeki kitabýný ve bundan sonra yazarlýktaki hedeflerini konuþtuk.
Yazarlar
Video
reklamalaný

DOLAR

   Alýþ     : 1.753 TL

   Satýþ  : 1.7531 TL

 
                                                                                                                     REKLAM   l  ÝLETÝÞÝM   l   KÜNYE   l   GÝZLÝLÝK ÝLKELERÝ   l   RSS