









Rum Tarafýnda Siyasi Deprem
Grevler KKTC’de ana gündemi oluþtururken ve dikkatlerimiz de daha çok elektrik kesintisi nedeni ile yaþanmýþ olumsuzluklara yönelmiþken, Kýbrýs adasýnýn kaderi II. Greentree zirvesinde daha da belirgin bir hale gelmeye baþladý.
Bu zirvede Türk tarafýnýn baþarýlý olduðu, Cumhurbaþkaný Eroðlu ve müzakere ekibinin görüþmeleri, taraflarýn içinde bulunduðu tüm siyasi dengesizliðe raðmen baþarýlý ve Türk tarafýnýn istediði hedefe doðru götürdüðü kesin.
Bunu sadece ben söylemiyorum, Rum siyasiler ve Rum basýný da ayný düþüncede.
Ban, müzakerelerde özlü konularda yakýnlaþma saðlamak için organize edilen beþinci üçlü görüþmenin ardýndan yaptýðý açýklamada, yeni bir üçlü görüþme yerine, farklýlýklar konusunda yeterli ilerleme kaydedilmesi durumunda garantör ülkeler Ýngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin de katýlýmýyla nihai bir çözüm planýna yol açacak, çok taraflý bir toplantý için çaðrýda bulunabileceðini belirtti.
Rumlara göre Ban’ýn bu sözleri ile Kýbrýs sorununun kapanmasýna iliþkin yolu da açmýþ üstelik.
Kýbrýs adasýnýn tümüne hakim olmayý ve Kýbrýs Helen Cumhuriyeti hayallerini topraða gömmeleri ve unutmalarý gerekiyormuþ.
Genel sekreter Ban’ýn açýklamasýný yaparken benim en çok ilgimi çeken kýsmý “Ýzolasyonlar konusunda ise Kýbrýslý Türklerin sýkýntýda olduðunu ve zorluklarý bulunduðu” ile “Ne kadar çabuk anlaþmaya varýlýrsa, insanlar o kadar çabuk sosyal ve ekonomik fýrsatlardan yararlanacak. Bu benim amacým ve vizyonum” sözleri oldu.
Bir yerde bu görüþ, 2004 referandumundan sonra Genel Sekreter Kofi Annan’ýn “Kýbrýslý Türklere uygulanan ambargolarýn kaldýrýlmasý gerekir” sözlerinin devamý gibi.
Kofi Annan’ýn bu sözlerini içeren raporu, Rusya ve Fransa’nýn “Veto” tehditleri sonucunda yayýnlanamamýþtý. Þimdi Genel sekreter Ban bu gerçeði, Güvenlik Konseyi duvarlarý dýþýnda dile getirerek tekrar gündeme taþýdý.
Belli ki Kýbrýs Türk halkýnýn yeniden çözümsüzlükten sorumlu taraf koltuðuna oturtulmasý artýk söz konusu deðil. Özellikle de Cumhurbaþkaný Eroðlu ve ekibinin yaptýðý ileriye dönük, yakýnlaþmalar içeren önerilerinden sonra.
Rum siyasi partileri, Kýbrýs sorununa iliþkin müzakerelerde sürecin gidiþatýna baðlý olarak Nisan sonu veya Mayýs ayý baþýnda bir uluslararasý konferansýn düzenlenmesi ihtimaliyle sonuçlanan II. Greentree zirvesi hakkýnda Rum Yönetimi Baþkaný Dimitris Hristofyas’a yönelik oldukça ciddi tepkiler içinde.
Genel Sekreter’in tüm sürecin, 1 Temmuz zaman sýnýrlamasýyla, son aþamada bulunduðu görüþü temelinde de, somut bir takvimin belirlediði inancýndalar. Yani Genel sekreter Ban hem gidiþata takvim koymuþ hem de “Çok taraflý Toplantý” adý altýnda 3 tane de hakem belirlemiþ.
Aðýzbirliði etmiþçesine Hristofyas’ýn Ulusal Konsey’in ortaya koyduðu ön koþullarý ve ilkeleri savunmayý baþaramadýðý inancýndalar.
Zaten Hristofyas Ulusal Konseyin aldýðý kararlarý aynen masaya koysaydý, anýnda çözümsüzlükten sorumlu taraf koltuðuna oturtulacaktý.
Ana Muhalefet Partisi DÝSÝ’nin Baþkaný Nikos Anastasiadis, dün Rum Yönetimi Baþkaný Dimitris Hristofyas’ýn Kýbrýs Rum (tarafýnýn) müzakerecisi olmamasý gerektiði þeklinde bir açýklama yaptý. Bu güne deðin görülmemiþ ve iþitilmemiþ bir açýklama ve itham bu. Bence ithamdan da öte tam bir aþaðýlama.
Þimdi Rum siyasiler hem bu takvime, hem de BM Genel Sekreteri’nin Kýbrýs Özel Danýþmaný Alexander Downer’e vermiþ olduðu “müzakereleri deðerlendirme” rolüne kafayý takmýþ durumda.
Adanýn tek hakimi olduklarý dönemin yakýnda biteceðini görmeye baþladýlar anlaþýlan.
Prof. Dr. Ata ATUN









