MHP’NİN DURDUĞU
SAFIN YÖNÜ YANLIŞ
12 Eylül tarihinde, Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki en önemli bir engeli daha aşmak için sandık başına gideceğiz. Bu kararı halk verecek. Ancak böylesine önemli bir karar için siyasi partiler bölünmüş durumda. EVET’çi cephenin oluşturduğu tarafta AK Parti, SP ve BDP, HAYIR’cı cephede ise CHP, MHP, BDP, TKP gibi partiler var.
Tabloya baktığınızda insanın inanası gelmiyor. Yazarken bile bir tuhaflık hissettim. MHP’nin bir çok konuda aynı düşünceyi paylaştığı AK Parti, Saadet Partisi ve hele hele Büyük Birlik Partisi’nin oluşturduğu saf yerine CHP ile BDP ile hatta Türkiye Kominist Partisi ile yan yana gelmesini hala anlamış değilim. MHP’nin iddialarıyla BDP’nin, TKP’nin savunduğu gerekçelerin örtüşmesine inanmak çok zor...
MHP namaz kılmaya niyetli görünüyor ama tutulan safın kıblesi yanlış. Dolayısıyla böyle bir namazın kabul olmayacağının bilinmesi lazım…
MHP yöneticilerini bilemem ama MHP tabanının, ülkücülerin böyle bir yanlışa ortak olacaklarını sanmıyorum, ihtimal vermiyorum. Sağduyulu kardeşlerimin, bir daha böyle bir fırsatın ele geçip geçmeyeceğini iyi düşünmelerini istiyorum…
Başörtü sorununu AK Parti ile MHP’nin 411 milletvekiliyle birlikte çözmek istediğinde CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne koşup iptal ettirdiğini unutmamak lazım. CHP aynı CHP. Sadece vitrin değişti. Ne oldu da MHP, bugün bu CHP ile aynı görüşü savunabiliyor. CHP yine, ülkücülerin de taraf olduğu rakip kaleye gol atmaya çalışıyor. MHP’nin böyle bir durumda kendi kalesine gol atmak için CHP’ye yardımcı olmaya çalıştığını görmek, ülkücü camianın büyük bölümünü de ister istemez derinden üzüyor. Üzüntülerini belirten ülkücüler ise Devlet Bahçeli tarafından maalesef “zavallı” olarak nitelendiriliyor.
Yüce Allah’ın izniyle bu üzüntüler 13 Eylül sabahı yerini sevince, mutluluğa bırakacaktır. Doğru duvar yıkılmaz. Allah, doğruluktan ayrılmayan kulunu, bazı sınavlara tabii tutarak koruyacaktır…
Benim gönlümden bin kere EVET geçiyor. Ama yine de “Rabbim, hakkımıza hangi sonuç hayırlı olacaksa onu nasip etsin” diyorum…
Hesap gününde bize “şunu niçin başaramadın, bunu niçin başaramadın” değil “şunun için bunun için niçin çalışmadın” diye sorulacak. Doğru bildiğim için EVET kampanyasına destek amacıyla yazılar yazmaya, insanlara elimden geldiğince EVET’in ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Başarılı olup olmamak tabii ki bizleri aşar. Ama en azından gönlüm rahat, böyle bir vebalden kurtulma mücadelesi vermenin hazzını yaşamak bile çok güzel bir duygu…
SÖZÜN ÖZÜ: Son pişmanlık fayda etmiyor. MHP’li kardeşlerimin oylarını sandığa attıktan sonra bir daha geri dönüşün olmayacağını iyi düşünmeleri lazım. Bu büyük vebalin altından kalkmak kolay değil. Yüce Allah hepimizi böyle bir vebalden korusun…