GİZLİ İSTİLA PLANI
GİZLİ İSTİLA PLANI

GİZLİ İSTİLA PLANI

    Bir milleti yok etmek isterseniz, askeri istilaya gerek yoktur. Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolaysıyla manevi değerlerini, ahlakını soysuzlaştırmak kâfidir.

     Milleti bir arada tutan değerleri dili, dini, kültürü, tarihi, örf ve adetleridir. Bunların en yaygın ve ortak olanı da temel taşıdır, o değerlerin harcıdır.

     Yüzyıllardır savaş meydanlarında adalet için, zulmü yere sermek için kılıç çalıp, at koşturan bu şanlı milletin, savaş meydanlarında bileğini bükmenin zor olduğunu anlayan batılı şer güçler taktik değiştirmiştir. Bu savaşçı, inatçı milletin bu güç kaynağını nereden aldığını tespit etmiş ve bu kaynağa taş atarak bulandırmaya çalışmıştır.

     Bir Avam Kamarası toplantısında, İngiltere Başbakanı Glaskton, elindeki Kur’an-ı Kerim’i milletvekillerine göstererek “ Eğer bu kitabı Türklerin elinden alamazsak, ya da okunamaz hale getiremezsek Dünya’ya hakim olamayız.” diyerek işin özünü ortaya koymuştur.

     Evet, işte ülkemde bir asrı aşkındır yapılan gizli istila planı budur. Bu şer güçler, milletimizin değerlerini erozyona uğratarak, altını oyup boşaltmışlar ve yerine kendi değerlerini yerleştirmeye çalışmışlardır. Plan tutarsa ne gerek var askeri istilaya. Asimile edilmiş millet zaten kendilerinden farksız olacak ve amaçlarına da varmış olacaklardır.

     Gelin, şimdi bu planın ne kadar uygulandığına ve gelinen noktaya bir göz atalım.

   .  Dil yaşayan bir organizmadır, unutuldukça ya da kullanılmayınca unutulur ve ölür. Globalleşen dünyada artık TV kanallarıyla, teknolojiyle milletlerin kültürleri ve dilleri evimize kadar girmekte, farkında olmadan dil ve kültür istilasına uğramaktayız. Hatta yabancı terimleri kullanmanın bir ayrıcalık olduğunu bile zannetmekteyiz. Bu durum, en bariz olarak reklam tabelalarında bile kendini göstermektedir. Demek ki planın dil ayağı tutmuştur.

Bizlere düşün görev, dilimize sahip çıkmak, unutulmaya yüz tutmuş isim ve sözcükleri kullanıp canlandırmak, asla yabancı terimlere özenmemek, bunun bir dil istila planı olduğunu da farkında olmaktır.

   .  Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde, Müslümanlığın yaşanması gayet normal bir davranış olması gerekirken, inancını yaşayan insanlarımıza garip gözle bakılıp horlanmakta, aşağılanmakta, yobaz vs. denerek rencide edilmektedir. Yeni yetişen nesilde, bu durumu görünce kendisine de aynı muamele yapılmasın diye ya inancını gizli yaşamakta, ya da terk etmekte veya ertelemektedir. Demek ki planın din ayağı da tutmuştur.

Her kim olursa olsun, ister Hıristiyan, ister Müslüman isteyen istediği gibi inancını yaşayabilmeli. İnancını yaşayan insan mutlu insandır, çalışmalarında da verimli olur. İnsan inancını yaşayamazsa mutsuz olur ve verimli çalışamaz. Dolaysıyla ülkemin kalkınmasına hizmet edemez.

   .  Günümüz gençliğine, ecdadımızın şanlı tarihi öyle bir anlatılmıştır ki, dünya yüzeyinde atalarından nefret edercesine bahseden, reddi miras yapan bir millet daha dünya yüzeyine gelmemiştir. Demek ki planın tarih ayağı da tutmuştur.

Burada da yapılması gereken, ecdadımız ve yaptıkları hizmetler gençliğimize iyi tanıtıp sevdirmek, onların başarılarını anlatıp ataları ile gurur duyup aynı başarıları yapacak kudretin kendi damarlarında da dolaştığını sezdirerek bir şeyi başaramama karmaşasından kurtarmaktır.

    

     Unutmayalım! Su uyur düşman uyumaz. Bizim bizden başka dostumuz olmadığını da unutmayalım. Bu cennet vatanda kardeşçe yaşamasını öğrenelim, yoksa tarih yok olmuş, asimile olmuş milletlerle doludur.

 

Ayhan YAĞIZ

02/12/2009
www.avamhaber.com sitesinden 05 Subat 2012 Perşembe tarihinde yazdırılmıştır.