enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,8053
EURO
20,4336
ALTIN
1.164,91
BIST
5.191,83

Ebu Cahil

0
A+
A-

Kimdir Ebu Cahil?

Ebu Cahil, cahiliye döneminin baş aktörlerinden Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibilerin temsil ettiği zihniyetin soyundan gelenlerdir. Cehaletin babası Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi azgın İslam düşmanlarına özenmişlere ve benzemiş olanlara Ebu Cahil diyebiliriz. Yani onların yaptıklarını yapanlara Ebu Cahil denir. Ebu Cahiller, Rabbini tanımayan, fıtrata muhalefet eden, doğru olan ile savaşa giren, cehalet deryasında yüzen ve mutlak hakikatlerden nasiplenmemiş zavallı bedbahtlardır. Onların en büyük sermayesi derin saplantılı sapkınlık, sapıklık ve katmerli cahilliktir. Azılı İslam düşmanı Ebu Cahiller günümüzde de yoğun bir şekilde faaliyet göstererek küfrün bataklığında pis kokularını yaymaya devam etmektedirler. Mübarek Kur’ana saldırmaktadırlar. Alemlerin Efendisi Peygamber Efendimize (sav), Ehli Beytine ve onun ashabına mesnetsiz ithamlar yapmaktadırlar. Asrı Saadet dönemi insanlarını karalamaya çalışmaktadırlar. Gençliğe model olmuş şahsiyetlere laf uzatmaktadırlar.
Kokuşmuş bir ağaca benzeyen Ebu Cahillerin nesli her dönemde var olmuştur lakin günümüzdeki Ebu Cahiller gemi azıya almışlardır. Ebu Cehil ve Ebu Leheb’in torunları “kıtaları dolaşmaktadır”. Ebu Cahiller Kürrei Arzda batıl olanı, yalan olanı, haram olanı hakim kılmak için şeytanın askerliğini yapıyor. Ne yazık ki her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış ülkemizde de; siyasette, medya alanında, sosyal medyada ve neredeyse her mecrada sinsice pusu kurmuş Lawrens karakterli Ebu Cahiller vardır. Bulundukları yerden İslam’ın yıldızlarına ateş ediyorlar. Sahabelere taş atıyorlar. İftira ediyorlar. Bunlarda sıkılma yok, utanma yok ve arlanma yoktur. Bunların dilleri zehir kusmaktadır. Bunların her hareketi, her davranışı, her ifadesi kin ve nefret saçmaktadır. İşte bunlar Ebu Cahil ismi altında toplanan insan suretindeki mahluklardır. Elbette ki Ebu Cahilleri, onların atası olan Ebu Cehilleri ve Ebu leheb gibilerini vahim bir akıbet beklemektedir.
“Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kurudu zaten. Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı başka şeyler. O, alev alev yanan ateşe atılacak! Dedikodu yapıp söz taşıyan karısı da. Boynunda da ipten bükülmüş bir halat bulunacak. “ (Tebbet Suresi)
“Gördün mü şu men edeni, Namaz kılarken bir kulu (Peygamber’i namazdan)? Gördün mü, ya o (Peygamber) doğru yolda olur, Yahut takvâyı emrediyorsa? Ne dersin o (meneden, Peygamber’i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! (Bu adam) Allah’ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi! Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız). O yalancı, günahkâr alından (perçemden), O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklaş! “ (Alak Suresi 9 – 19. Ayetler)
Ebu Cahil orduları her dönemde; cahiliye döneminde, öncesinde ve sonrasında aynı gaflet ve delalet içerisinde olmuştur. Her daim Hak ve hakikatten uzak durmuştur. Oysa yüce Yaratıcı tüm insanlara cehaletten kurtulmak için kalemi, lisanı ve bilgiyi ihsan etmiştir. İnsan fıtratına aklı, kalbi, zekayı, anlama ve kavarama kabiliyetini monte etmiştir. İrade kullanma üstünlüğünü bahşetmiştir. Vahiy marifeti ile mutlak hakikatleri haber vermiş ve kurtuluş yolunu göstermiştir. Model olarak da elçilerini göndererek kurtuluşa erişmek için uygulama biçimini öğretmiştir. Bu emanetler insanların cehaletten, bağnazlıktan ve inkara dayalı şeytani hasletlerden kurtulması için verilmiştir. Yüce Rabbimiz yaratılan her şeyi açık ve net şekilde delil olarak ortaya koymuştur. Bütün bunlara rağmen Ebu Cahiller küfrü ve onun sermayesi olan cehaleti seçmiştir ve tüm emanetleri devreden çıkarmıştır.
Hareket alanları genişledikçe cehalet de zirveleri zorlamaktadır. Ebu Cahillerin şebekeleri atalarına göre level atlamış vaziyettedir. Mesela cahiliye döneminde kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu. Kadınlara ve çocuklara zalimce ve barbarca eziyet ediliyordu. Şimdi ise aynı güruh, bebeklere kurşun sıkmaktadır. Doğmamış çocukları anne karnında katletmektedir. Çocuklar, insanlık tarihinin en aşağılık ve en iğrenç taciz, tecavüz ve akıl almaz eziyetlerine maruz kalmaktadır. Hemen herkesin şahit olduğu nice dramatik ve travmatik hadiseler yaşanmaktadır. Savaş bölgelerinden ve Afrika coğrafyasından gizlice ve sinsice alıkonulan milyonlarca çocuğun akıbeti eşi ve benzeri görülmemiş bir fenalık ve kötülük içermektedir. Çünkü ailelerinden koparılan bu masum çocuklar Ebu Cahillerin baronları tarafından ya iğrenç emeller için (taciz ve tecavüz) kullanılmakta, ya deneylerde kobay olarak kullanılmakta, ya derileri kazınarak ve kanları emilerek güzellik ilaçları ve gençlik iksirleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Masum çocuklara eziyet edilerek ve korkutularak kanından elde edilen Adrenochrome salgısının, böbreküstü bezlerden elde edilen saf adrenalinden yapıldığı aşikar bir durumdur. Mazlum çocuklardan elde edilen Adrenochrome sayesinde hücre yenileme gayesi ile bu şeytanlar yaşlanma hızlarını azaltmaya çalışmaktadır. Neredeyse batıl alemin her ünlüsü, her lideri bu en pis işlere bulaşmış durumdadır. Ebu Cahillerin görünen yüzü de görünmeyen yüzü de gerçekten çok karanlıktır, çok çok iğrençtir.
Ebu Cahillerin cehaletini ayan beyan ortaya koyan en önemli nedenlerden biri de putperestliktir. İnsan onuruna aykırı bir şekilde ateşe, taşa, heykellere, Güneşe, hayvanlara, insanlara ve daha nicelerine tapınanlar cehalet ikliminde hayat sürmektedir. Aklın, kalbin, bilginin, düşüncenin ve tefekkürün olmadığı yerde kontrolsüz sapkın bir kimlikten söz edebiliriz ve bu bağlamda en aptalca yönelişleri gözlemleyebiliriz. Çünkü bu cahil sürü, insan olma erdemini tamamen kaybetmiş, aslından uzaklaşmış ve şeytana kul köle olmuştur. Cahiliye dönemlerinin tanrıcılık oyunları komedyenlere taş çıkartmaktadır. Ne yazık ki canlılara, cansızlara ve zatlara tapınma sahneleri bugün de son sürat devam etmektedir. Çünkü zaman cahile bir ayar verememektedir. Cehalet zeminleri her zaman kaygan olduğu için varılan son nokta lanetlerle bezenmiş bataklıklardır. Bu bataklıklardan cahillerin çıkışı zor görünmektedir. Aklını yitirmiş, tahlil yeteneğini kaybetmiş, gözleri kör olmuş, kalbleri katılaşmış, perdelenmiş ve kararmış olan bu cahil zümrelerin tüm çırpınışları boşunadır. Söyledikleri her söz sahtedir, yalandır, kandırmacadır. Onların eylemleri, kültürleri, medeniyetleri, inançları, fikirleri ve düşünceleri arızalıdır, çürüktür, çoraktır.
“Siz yalnızca Allah’tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın Katında arayın, O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut Suresi, 17. Ayet)
Tüm beşeri sistemler cehalet üzerinde kurulmuştur. Onları kuranlar Ebu Cahillerden başkası değildir. Onların yoğun şekilde İslam’a, İslam Peygamberine, onun Ehli Beytine ve onun ashabına saldırmalarının nedeni, kurdukları düzenlerin iflas etmesindendir. Seslerinin çok çıkması havaya havlamaktan başka bir mana taşımamaktadır. Korku, panik ve ümitsizlik sinelerini kaplamıştır. İlmi ve teknolojik gelişmeyi kötü yönde kullanmaları bundandır. Her şeyi istismar edip yeryüzünde katmerli cehaletle bozgunculuk yapan ve batılı temsil eden Ebu Cahillerin istila ordusuna karşı elbette ki bir mücadele vardır. Tevhid sancağı altında Hakkı Hak bilip yüce Rabbimizin hükmünü egemen kılmaya çalışan fetih orduları vardır. Şimdi amansız savaşlar dönemine girdik. Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Lehebler ve Ebu Cehillerin torunları mutlaka mağlup olacaktır. Saflarını sıklaştırmaya başlayan fetih orduları mutlaka galip gelecek ve Ebu Cahillerin dönemi son bulacaktır…
Yazarın Diğer Yazıları