enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Yağmurlu
13°C
Bursa
13°C
Yağmurlu
Pazar Çok Bulutlu
17°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C

“ŞEHİRLERİ GELECEĞİN İKLİM RİSKLERİNE GÖRE PLANLAMALIYIZ”

“ŞEHİRLERİ GELECEĞİN İKLİM RİSKLERİNE GÖRE PLANLAMALIYIZ”
A+
A-

İstanbul’da 14 Ekim’de başlayan ve su baskınları ile taşkınlara yol açan şiddetli yağışlar, iklim değişikliği ve kentleşmenin etkilerini yeniden gündeme getirdi. Beykoz’da metrekareye 242 kilogram yağış düştüğünü belirten uzmanlar, betonlaşma, dere yataklarındaki yapılaşma ve yetersiz altyapının sel riskini artırdığına dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, aşırı yağışların nedenlerini ve kentlerde oluşturduğu riskleri değerlendirdi. İklim değişikliğinin şiddetli yağışlara zemin hazırladığını belirten Adiller, şehirlerin gelecekteki iklim koşulları dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurguladı.

“SELİN AFETE DÖNÜŞMESİNDE KENTLEŞME ÖNEMLİ”

Atmosferin artan sıcaklıklarla birlikte daha fazla nem taşıyabildiğini ifade eden Adiller, uygun meteorolojik koşullarda bunun daha şiddetli yağışlara neden olabildiğini söyledi. İstanbul’da 14 Ekim’de başlayan yağışlarda Beykoz’da metrekareye 242 kilogram yağış düştüğünün açıklandığını belirten Adiller, bu miktarın ekim ayı uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde olduğuna işaret etti.

ZETEKS

Selin doğal bir olay olduğunu, ancak afete dönüşmesinde kentleşme biçiminin belirleyici rol oynadığını vurgulayan Adiller, betonlaşma, yeşil alanların azalması ve dere yataklarının yapılaşmaya açılmasının yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırdığını kaydetti. Adiller, afetlerin boyutunu yalnızca yağış miktarının değil, kentlerin hazırlık düzeyinin de belirlediğini ifade etti.

İSTANBUL’UN ALTYAPISI AŞIRI YAĞIŞLARA HAZIR MI?

İstanbul’daki mevcut altyapının tüm bölgelerde aşırı yağışlarla baş edebilecek kapasitede olmadığını belirten Adiller, geçmiş yağış kayıtlarına göre tasarlanan drenaj sistemlerinin değişen iklim koşulları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Taşkın riskini azaltmak için riskli bölgelerin belirlenmesi, dere yataklarının korunması ve yetersiz yağmur suyu hatlarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Adiller, su geçirgen zeminler, yeşil çatılar, yağmur bahçeleri ve yağmur suyu depolama sistemlerinin yaygınlaştırılmasını önerdi.

Yağmur suyunun yalnızca kent dışına taşınmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Adiller, suyun mümkün olduğunca düştüğü yerde tutulması, depolanması ve kontrollü biçimde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

KURAKLIK VE SEL AYNI ANDA YAŞANABİLİR

İstanbul’da bir yandan su sıkıntısı yaşanırken diğer yandan rekor yağışların görülmesinin çelişki olmadığını belirten Adiller, iklim değişikliğinin yağışların miktarının yanı sıra zamanlamasını ve şiddetini de etkilediğini söyledi.

Türkiye’de 2025 yılı yağışlarının uzun yıllar ortalamasının yüzde 27,6 altında gerçekleştiğini hatırlatan Adiller, buna rağmen kısa süreli aşırı yağışların yaşanabildiğini kaydetti.

Şiddetli yağışların barajları besleyebileceğini ancak düşen suyun tamamının depolanamadığını belirten Adiller, yüzey akışıyla uzaklaşan suların kirleticileri de taşıyabileceği uyarısında bulundu. Su yönetiminde yağış miktarının yanı sıra suyun ne kadar sürede düştüğünün ve ne kadarının güvenli biçimde depolanabildiğinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

SEL SULARI HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEBİLİR

Sel felaketlerinin yalnızca can ve mal kaybına değil, çevre ve halk sağlığı sorunlarına da yol açabileceğini belirten Adiller, taşkın sularının atıkları, mikroorganizmaları ve kimyasal kirleticileri taşıyarak su kaynaklarını kirletebileceğini ifade etti.

Sel sonrasında içme suyu şebekesinin güvenliğinin kontrol edilmesi, su kalitesi analizlerinin yapılması ve yetkili kurumların uyarılarının takip edilmesi gerektiğini belirten Adiller, kirlenme şüphesi bulunan suların kullanılmaması ve sel sularıyla temas eden gıdaların tüketilmemesi konusunda uyardı.

Suyun kaynatılmasının hastalık yapıcı mikroorganizmaları etkisiz hâle getirebileceğini, ancak kimyasal kirleticileri ortadan kaldırmadığını hatırlatan Adiller, afet yönetiminde su kalitesi, atık yönetimi ve halk sağlığının da öncelikli başlıklar arasında yer alması gerektiğini söyledi.

“ŞEHİRLERİ GELECEĞİN İKLİM RİSKLERİNE GÖRE PLANLAMALIYIZ”

Akdeniz Havzası’nda kuraklık riskinin artabileceğini ve bazı bölgelerde aşırı yağışların şiddetlenebileceğini belirten Adiller, İstanbul başta olmak üzere kentlerin sıcak hava dalgaları, kuraklık ve aşırı yağış risklerini birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığını hatırlatan Adiller, iklim değişikliğiyle mücadele ve değişen koşullara uyum çalışmalarının ertelenmemesi çağrısında bulundu.

Adiller, şehirlerin geçmişin meteorolojik koşullarına göre değil, gelecekte karşılaşabilecekleri iklim riskleri dikkate alınarak planlanması gerektiğini ifade etti.

#Orhangazi #SonDakika #Haber #Orhangazihaber #Avamhaber #Gündem #Siyaset #Ekonomi #Spor #Teknoloji