enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,5493
EURO
18,2687
ALTIN
1.013,77
BIST
3.392,13

ABD’nin kuruluşunda Siyonizm’in izleri

0
A+
A-

“… 1776’da Amerika, ilk olarak masonluk prensiplerine dayalı bir cumhuriyeti kurmuştur. Bugün de bu Cumhuriyet’e bağlılığını sürdürmektedir.”

ABD’nin temelleri İngiltere’den Kuzey Amerika’ya yerleşen ilk kolonileri oluşturan Püritenler tarafından atılmıştır.
Amerika`nın kuruluş aşamasındaki ilk adı “NEW ENGLAND”dır. (Yeni İngiltere) “NEW ENGLAND” (Amerika) kolonisinin kurucuları ‘PÜRİTENLER’ kendilerini Eski Ahit’e öyle kaptırmışlardı ki, Amerika’yı ‘New England’ (Yeni İngiltere) yerine ‘New Israel’ (Yeni İsrail) diye ifade ederlerdi.
Püritenizm, İngiltere’de olduğu gibi Amerika’nın kuruluşunda ve sonraki süreçlerde de önemli rol oynamıştır.
Püritenler, tıpkı İngiltere’de yaptığı gibi Amerika’nın da temellerine Yahudi sempatizanlığını kazıdı. Amerika, Kolomb’un Yahudiler için öngördüğü şekilde iyi bir yurt oldu.
Püritenlik, daha sonra Amerikan protestanlığını da etkisi altına almıştır. Püritenler, Muharref Tevrat’in kendilerine verdiği vahşet ruhsatındaki yetkiye dayanarak Filistin topraklarının büyük bölümünü işgal ederken sınırsız katliamlar yaptı. Vahşette sınır tanımadı.
Tevrat’ı rehber olarak kabul eden Püritenler, Filistin topraklarında yaptıklarının bir benzerini “Kızılderililerin Katledilmesi” bölümünde ayrıntılı üzerinde durduğumuz Amerika topraklarından uyguladılar.
Siyasi Siyonizm’in en önemli savunucularından biri olan Amerikalı Protestan Blackstone, 1933’te Chicago’daki Protestan cemaatine yazdığı iddia edilen mektupta, yüzyıllar önce Püritenlerin eliyle Amerika’ya yüklenmiş olan görev hâlâ geçerli olduğunu ve İsrail’in uyanışıyla her zamankinden daha çok ilgilendiğini dile getirmiştir. ABD’ye yüklenen misyonu ortaya koyan bir başka görüş “The Lobby: Jewish Political Power and American Foreign Policy” (Lobi: Politikadaki Musevi Gücü ve Amerikan Dış Politikası) kitabının yazarı Edward Tivnan’a aittir. Tivnan, konu hakkında şunları söylemiştir: “Amerikan Siyonist hareketinin önderi Brandeis, yeni kurduğu Amerika Siyonist Organizasyonu’nu geliştirmeye çalışırken, Siyonist hareket birdenbire Beyaz Saray’da bir dosta sahip oldu. Bu dost Başkan Wilson’du.
Wilson, Brandeis’i yalnızca 1916’da Anayasa Mahkemesi’ne atamakla kalmayacak, aynı zamanda bu genç arkadaşının seslendirdiği Siyonizm teorisine de destek çıkacaktır…”
Yine iddialara göre Wilson’un; “Ben bir Protestan papazın oğlu olarak, Kutsal Topraklar’ın gerçek sahiplerine verilmesine destek olmakla yükümlüyüm.” demiştir.
Amerika’daki Protestanların büyük bir bölümü, bugün de aynı duygu ve düşünceleri taşıdıkları bilinmektedir. İsrail’i “Tanrı’nın yerine gelmiş bir vaadi” olarak görmektedirler.
ABD’nin kurucuları olarak bilinen Washington, Jefferson, Franklin ve Adams’ın Yahudi mistisizmin kaynağı olan “Kabala” ile yakından ilgilenmeleri tesadüf olamazdı. Aynı karakterlerin Mason olmaları ve İlimunati tarikatının birer üyeleri olmaları, ABD’nin amacına ışık tutmaktadır. Yine tarihçilerin iddialarına göre ABD’nin o meşhur Bağımsızlık Bildirgesi’ne imza atan 56 kişiden 50’si de masondu.
Sonuç itibariyle şunu söyleyebiliriz: Amerika Birleşik Devletleri, “Püritenizm” mirası üzerine inşa edilen ‘Kamufle edilmiş Siyonist bir devlet’ olarak doğmuştur. Masonlar ve Yahudilerin el birliğiyle kurdukları bu devlet, dünyayı tek elden yönetmek hayaline ulaşmak yolunda lokomotif görevini üstlenmiştir.
1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu yana; işgalci Yahudilerin zorla el koydukları Filistin topraklarında yaptıkları katliamlara, işkencelere ve soykırıma göz yummaları, hatta destek vermelerinin arkasında yatan temel neden de ABD’ye biçilen misyonda yatmaktadır. ABD’nin İsrail’e gösterdiği sonsuz desteğin nedeni burada saklıdır. ABD’deki Evangelist Protestanların liderlerinden biri ve Amerika’daki dini tutuculuğun sembolü olan Moral Majority (Ahlaki Çoğunluk) adlı kurumun yöneticisi Jerry Falwell: “Sanmıyorum ki Amerika İsrail’e sırtını dönsün ve sonra da ayakta kalmaya devam edebilsin.
Diğer milletler İsrail milletine nasıl davranıyorsa, Tanrı da onlara öyle davranır.” diyerek Evangelist Protestanların Yahudilere bakışını ortaya koymuştur.

Yazarın Diğer Yazıları