enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Az Bulutlu
26°C
Bursa
26°C
Az Bulutlu
Perşembe Yağmurlu
17°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Yağmurlu
23°C

İznik Gölü’nde Kirlilik Tehdidi Büyüyor: İznik Gölü Sempozyumu’nda birinci gün tamamlandı

İznik Gölü’nde Kirlilik Tehdidi Büyüyor: İznik Gölü Sempozyumu’nda birinci gün tamamlandı
A+
A-

İznik Gölü Sempozyumu’nda ilk günün ikinci oturumu, gölün su kalitesi, kirlilik yükü ve gelecek risklerine ilişkin kapsamlı bilimsel sunumlara sahne oldu. Oturum, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Fatma Olcay Topaç, Bursa Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Saadet Hacısalihoğlu, Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Arzu Teksoy ve Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Şahin, İznik Gölü’nü farklı disiplinlerden ele alan sunumlarını katılımcılarla paylaştı.

Öğleden sonra bölümünün ilk konuşmacısı Prof. Dr. Fatma Olcay Topaç, İznik Gölü’ndeki kirlilik seviyelerine odaklandı. Göl çevresinde yoğun olarak yürütülen zeytin ve meyve tarımı nedeniyle tarımsal ilaç kullanımının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Topaç, pestisit kaynaklı kirliliğin gölde ciddi çevresel baskı oluşturduğunu vurguladı.

ZETEKS

Ardından söz alan Dr. Saadet Hacısalihoğlu, İznik Gölü’nün ortalama derinliğinin 30 metre civarında olduğunu hatırlatarak, tarımsal ve sanayi kaynaklı kirliliğin geldiği düzeyin “ciddi boyutlara ulaştığını” belirtti. Hacısalihoğlu, “Göldeki su çekilmesi elbette önemli bir sorun, ancak asıl büyük tehlike su kalitesindeki bozulma ve artan kirlilik seviyesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Son yıllardaki bilimsel çalışmalarda atık sularda bir milyondan fazla farklı kirletici tür tespit edildiğini aktaran Hacısalihoğlu, 2025–2026 yıllarını kapsayan, İznik Gölü ve havzasındaki nehirlerde mikroplastik kirliliğini araştıran bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Bu çalışma ile göl ve onu besleyen kaynaklardaki su kalitesinin bütüncül biçimde ortaya konulacağını ifade etti. Yapılan analizler sonucunda İznik Gölü’nün su kalitesinin “orta altı” sınıfta, yani kirli seviyede olduğunun belirlendiğini açıkladı.

Hacısalihoğlu, özellikle fosfor kirliliğinin 2025 yılı itibarıyla çok yüksek değerlere ulaştığının altını çizerek, su seviyesindeki düşüşe ilişkin bulguları da paylaştı. Göldeki kotun 85,50 metreden kritik eşik olarak nitelendirilen 82,71 seviyesine gerilediğini, bunun iklim değişikliği, artan buharlaşma, tarımsal sulama, yeraltı suyu çekimi, hidrojeolojik müdahaleler, depremler ve arazi kullanım değişiklikleri gibi çoklu etkenlerin birleşik sonucu olduğunu kaydetti.

Bilimsel ve yönetsel önerilerine de değinen Hacısalihoğlu, göl için bağımsız bir bilim kurulu oluşturulması, açık veri sisteminin kurulması, sürekli izleme ağı ile havza ölçekli bir yönetim modeline geçilmesinin “acil ihtiyaç” olduğunu vurguladı. Verideki eksikliklerin hızla giderilmesi gerektiğinin altını çizerek; ruhsatlı ve kaçak kuyu sayılarının güncellenmesi, tarımsal ve sanayi amaçlı su kullanım oranlarının kontrol altına alınması, uydu destekli kaçak kuyu denetimi ve kıyı değişim analizi yapılması, yıllara bağlı CBS veri tabanı oluşturulması, yeraltı su seviyesi zaman serilerinin izlenmesi, akifer geçirgenlik haritalarının çıkarılması ve aktif fay zonlarının akifer geçirgenliği üzerindeki etkilerinin araştırılması gibi teknik öneriler sıraladı.

Doç. Dr. Arzu Teksoy ise sunumunda, İznik Gölü havzasında artan kentsel baskıların su kalitesine etkilerini ele aldı. İznik Gölü’nü “bir hazine” olarak niteleyen Teksoy, sorunun yalnızca “göle ne boşaltıldığı” ile sınırlı görülmemesi gerektiğini, asıl olarak “havzada neler olup bittiğinin” anlaşılmasının zorunlu olduğunu söyledi. Kentsel atıksular, endüstriyel faaliyetler, tarımsal drenaj, turizm, bungalov ve kamp-karavan kullanımları, balıkçılık, kıyı kullanımı ve su çekiminin yanı sıra kuraklığın da göl üzerinde baskı oluşturduğunu, bu nedenle tabloya tekil değil “toplam etki” perspektifiyle bakılması gerektiğini ifade etti.

Teksoy, plan projeksiyonlarına göre İznik nüfusunun 2027 yılında 59 bin, 2047 yılında ise yaklaşık 89 bin 500 kişiye ulaşmasının öngörüldüğünü, bu artışla birlikte mevcut atıksu arıtma altyapısının yeterli kalmasının “mümkün görünmediğini” dile getirdi. Endüstriyel baskıların ağırlıklı olarak Orhangazi çevresinde yoğunlaştığını belirten Teksoy, İznik Gölü’nde yıllık ortalama su seviyesi düşüşünün 22 santimetre civarında olduğunu, seyrelme kapasitesindeki kaybın ise eksi yüzde 40 seviyelerine ulaştığını söyledi.

Oturumun son sunumu, İznik Gölü’nün tarihsel ve kültürel önemine ayrıldı. Prof. Dr. Mustafa Şahin, gölün çevresinin binlerce yıllık yerleşim tarihine, kültürel mirasa ve bölgenin kimliğini şekillendiren arkeolojik değerlere ev sahipliği yaptığını anlatarak, ekolojik koruma çabalarının kültürel miras perspektifiyle birlikte ele alınmasının önemine dikkat çekti.

#Orhangazi #SonDakika #Haber #Orhangazihaber #Avamhaber #Gündem #Siyaset #Ekonomi #Spor #Teknoloji