enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
18,6318
EURO
19,7152
ALTIN
1.083,67
BIST
4.962,97

İnsan haklarına dair

0
A+
A-

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü
İnsan hakları, kişinin salt insan olması açısından taşıdığı değerin vurgulanmasıdır.
İnsan olarak sahip olunan özgürlük değerinin başkalarınca tanınması ve dıştan gelen etkenlere karşı korunmasıdır. Bu yüzden her insan aynı zamanda bir özgürlük hakkıdır.
İnsan hakları, günümüzde hukuk, siyaset, felsefe, ekonomi gibi insanı ve toplumu ilgilendiren bilimlerin konusu olduğu kadar, aynı zamanda bir uygulama sorunudur da. Sorun bu hakların nasıl korunacağıdır. Çünkü nerede bir hak varsa, orada ihlal de vardır ve olacaktır.
Öyleyse bu ihlaller behemahal önlenmelidir.

İnsan haklarının tahkiminde “özgürlük güvenlik ilişkisi/dengesi” bir toplumun barışı, huzuru için vazgeçilmez bir unsurdur.
Özgürlük; herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu olarak tanımlanmaktadır.
Güvenlik ise toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi olarak açıklanmaktadır.
Özgürlük güvenlik ilişkisi/dengesi; ihtiyaçların ve isteklerin güven altında bulunması ve devlet olarak örgütlenen bir toplumun düzen(barış ve huzur) içinde yaşaması anlamına da gelmektedir.
Bu demektir ki; güvenlik kavramı içinde özgürlüklerin sağlanması da yer almaktadır.
Yani güvenlik sağlandığında, özgürlük de sağlanmış olur.
Özgürlüğün olmadığı bir durumda güvenlikten de söz etmek mümkün değildir. Özgürlük ve güvenlik bir birine zıt kavramlar olarak düşünülmemelidir. Bilakis birbirini tamamlayıcı, mümkün kılıcı iki kavramdır.
Yerleşik hayatta bir toplumun ya da bir devletin huzur ve barışı için, insan haklarının tahkimi için; ne güvenlik özgürlükler için feda edilir, ne de özgürlük güvenlik için feda edilir.
Aksi halde birincisi “kargaşanın”, ikincisi de “diktatörlüğün” yolunu açar.
Kısaca güvenliği riske atmadan azami derecede özgürlük, özgürlükleri sınırlamadan da azami derecede güvenlik sağlanması, toplumun huzuru için elzemdir.
Burada da yegâne formül demokrasidir. Zira özgürlükler demokrasinin temelidir, kaynağıdır.

Demokrasi zıtların eşitliği, hak ve özgürlüklerle donanmış başkalıkların birlikteliğidir. Berikilerle ötekilerin yan yana barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı düzendir.

Siyasi partiler de demokratik yönetimin en önemli unsurudur. Zira ancak demokrasinin olduğu toplumlarda/ülkelerde siyasi partilerin işlevleri vardır.
Bu sebepledir ki; siyasi partilerin en önemli işlevi, bulunduğu toplumun/ülkenin madden kalkınmasının yanında, demokrasinin de tam anlamıyla tahkim edilmesini temin etmek ve bunu Anayasa ve kanunlarla kalıcı kılmaktır.

Ancak; hala yürürlükte olan 1982 Anayasası demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ters düşen bir öze/ruha sahiptir.

AK Parti 20 yıllık iktidarında, gerek Anayasa değişiklikleri, gerekse kanuni düzenlemelerle, Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler noktasında kayda değer bir başarı sağlanmışsa da, bunun değişen toplumsal gerçeklikler karşısında yeterli olduğu düşünülmemelidir.
İlk kurulduğu andan itibaren Türkiye’nin hem güvenliğini hem de temel hak ve özgürlükler açısından hak ettiği konuma gelmesini önemseyen ve bunu varoluşsal bir görev olarak kabul eden Ak Parti;
Ülkemizin jeopolitik durumu ve uluslararası arenada elde ettiği başarılar ile daha da yoğunlaşan, iç ve dış tehditleri de göz önünde bulundurarak, İnsan Hakları konusundaki çalışmalarını sürdürmesi büyük önem arz etmektedir.
Ne var ki; tüm bu çabalara rağmen hala Türkiye’de ciddi bir insan hakları ihlali olduğu iddiasında bulunanlar elbette olacaktır. Sözümüz de onlara değil, rasyonel, gerçekçi ve mantıklı kısaca makul düşünenleredir.

Yazarın Diğer Yazıları